Ekonomik Konjonktürün Sağlık Sistemlerine Etkisi: Refah Dönemi Modelleri Kriz Anlarında Ne Kadar Dayanıklı?
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tarih Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
İnsan ve Toplum Bilimleri
Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.
Ekonomik Konjonktürün Sağlık Sistemlerine Etkisi: Refah Dönemi Modelleri Kriz Anlarında Ne Kadar Dayanıklı?
Sağlık ekonomisi ve yönetimi literatüründe sıklıkla göz ardı edilen temel bir çelişki mevcuttur: Ekonomik büyüme dönemlerinde inşa edilen sağlık hizmeti modelleri, makroekonomik daralma süreçlerinde toplumun gerçek sağlık ihtiyaçlarına ne ölçüde yanıt verebilir?
Refah dönemlerinde sağlık politikalarına yön veren temel dinamikler; kapasite artışı, ileri teknoloji entegrasyonu ve gelir getirici nitelikli bakım konseptleridir.
Finansal kaynakların erişilebilir olduğu bu konjonktürde, sistemler genişleme (expansion) ilkesi üzerine kurgulanır. Yüksek sabit maliyetli altyapılar, makroekonomik istikrar sürdükçe etkin görünse de özü itibarıyla kesintisiz bir ekonomik büyüme varsayımına dayanır.
Piyasa koşulları tersine dönüp bir ekonomik daralma yaşandığında ise sağlık sistemleri sert bir realite testi ile yüzleşir. Bir yanda daralan bütçeler ve kısıtlı kaynaklar; diğer yanda ise krizin getirdiği sosyoekonomik tahribata bağlı olarak artan sağlık talebi yer alır. Bu kırılma noktasında, koruyucu hekimlik ve aşılama gibi toplum sağlığının omurgasını oluşturan temel hizmetlerin sürdürülebilirliği kritik bir hal alır.
Ne var ki koruyucu sağlık hizmetlerini teşvik etmeye çalışırken, kişisel tercihi veya aksaklıkları nedeniyle aşı yaptırmayan bireylerin sorumluluğunun sağlık çalışanlarına yüklenmesi ciddi bir sistemik hatadır.
Bireyin aşı olmaması gerekçesiyle hekim veya hemşirenin hakedişinden kesinti yapılması; ne sağlık ekonomisi ilkeleriyle ne de hakkaniyet anlayışıyla bağdaşır. Hekim ve hemşireyi cezalandıran bu yaklaşım, çalışma barışını zedelediği gibi kriz dönemlerinde sağlık personelinin motivasyonunu ve sistemin esnekliğini daha da zayıflatmaktadır.
Sürdürülebilir bir sağlık sistemi; sermaye odaklı genişleme hedeflerinden ziyade koruyucu hekimliği merkeze alan, sağlık çalışanının emeğini güvenceye kavuşturan ve konjonktürel şoklara karşı toplumun temel gereksinimlerini adaletle karşılayabilen bütüncül bir yapıyı zorunlu kılmaktadır.
Türkiye’de Felsefe Eğitimi Yahut Eğitimde Felsefenin Yeri
Savaş Lordlarının Yeni Oyunu: Mekke Antlaşması
Yorum Yap Cevabı İptal Et
Bir dahaki sefere yorum yapmam için adımı, e-postamı ve web sitemi bu tarayıcıya kaydedin.
Δ document.getElementById( "ak_js_1" ).setAttribute( "value", ( new Date() ).getTime() );
Savaş Lordlarının Yeni Oyunu: Mekke Antlaşması
ASM’ler Hekim Kaybediyor: Birinci Basamağın Sessiz Çöküşü
“Biraz Yatarsam Geçer” Demeyin: Kalp Krizi Beklemez
Yapay Zeka, Algoritmalar ve Sağlık
Anneler Soruyor: Çocuğumu Okul Döneminde Nasıl Beslemeliyim?
Jackson Hole’dan........
