menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Asm’de Asıl Sorun Performans Değil, Performansın Neyi Ölçtüğüdür

11 0
28.09.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tarih Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.

Asm’de Asıl Sorun Performans Değil, Performansın Neyi Ölçtüğüdür

Birinci basamak sağlık hizmetlerinde performans değerlendirmesi gerekli bir yönetim aracıdır. Ancak temel sorun, performansın varlığı değil, neyin performans göstergesi olarak seçildiğidir.

Bir sağlık hizmetini yalnızca ölçülebilen göstergeler üzerinden değerlendirdiğimizde, zamanla ölçülebilen unsurları sağlık hizmetinin tamamı olarak görme riski ortaya çıkar.

Oysa sağlık hizmeti yalnızca sayılardan oluşmaz.

ASM’nin başarısını yalnızca;

gerçekleştirilen izlem sayısı,

tutulan kayıt sayısı,

düzenlenen reçete sayısı,

üzerinden değerlendirmek, hizmetin önemli bir bölümünü görünmez hale getirebilir.

Çünkü birinci basamak sağlık hizmetinin önemli bir niteliği, insanlar arasındaki ilişki üzerinden üretilmesidir.

Bir hekimin hastayı dikkatle dinlemesi, hastanın kaygısını anlaması, tedaviyi açıklaması, gereksiz bir başvuruyu önlemesi veya hastanın sağlık okuryazarlığını geliştirmesi her zaman kolayca sayıya dönüştürülemez.

Örneğin hekimin hastasını dinlemek için beş dakika daha fazla zaman ayırdığını düşünelim.

Performans sisteminde bu yalnızca “beş dakika” olarak görünür.

Ancak o beş dakika, hastanın doğru anlaşılması, yanlış bir tedavinin önlenmesi veya hastanın sağlık hizmetine duyduğu güvenin artması açısından çok daha büyük bir değer taşıyabilir.

Dolayısıyla ölçülemeyen değer, değersiz değildir.

Asıl sorun da burada başlar.

Ölçülen ile gerçek olan aynı şey değildir

Yönetim biliminde ölçüm, karar vermenin önemli araçlarından biridir. Ancak ölçüm hiçbir zaman gerçekliğin kendisi değildir; gerçekliğin yalnızca belirli bir bölümünü temsil eder.

Bir göstergeyi ölçtüğümüzde, aslında sağlık hizmetinin tamamını değil, onun ölçülebilen bir parçasını ölçeriz.

Bu ayrım gözden kaçırıldığında şu hata ortaya çıkabilir:

“Ölçtüğümüz şey artıyorsa sağlık hizmeti de mutlaka iyileşmektedir.”

“Ölçtüğümüz şey artıyorsa sağlık hizmeti de mutlaka iyileşmektedir.”

Oysa bu her zaman doğru değildir.

Örneğin yapılan izlem sayısı artabilir; fakat izlemin niteliği aynı ölçüde artmayabilir.

Aşı sayısı yüksek olabilir; fakat aşı konusunda aileyle yapılan bilgilendirmenin kalitesi ölçülmemiş olabilir.

Kayıtlar eksiksiz olabilir; fakat hekimin hastayı dinlemek için ayırdığı süre azalmış olabilir.

Yani nicelikteki artış, her zaman nitelikteki iyileşme anlamına gelmez.

Performans sistemi çalışanı değil, davranışı da şekillendirir

Performans göstergeleri yalnızca çalışanı değerlendirmez.

Aynı zamanda çalışanın davranışını da yönlendirir.

Bir çalışan hangi faaliyetlerin ölçüldüğünü biliyorsa, zamanını doğal olarak bu faaliyetlere daha fazla ayıracaktır.

Bu nedenle performans sistemi aslında şu mesajı verir:

Fakat burada kritik soru şudur:

Gerçekten önemli olan her şey ölçülebiliyor mu?

Eğer cevap hayır ise, sistemin ölçemediği fakat sağlık hizmeti açısından önemli olan faaliyetler zaman içerisinde ikinci plana düşebilir.

Bu nedenle performans yönetiminin amacı yalnızca daha fazla çıktı üretmek olmamalıdır.

Amaç, doğru çıktıyı ve mümkün olduğunca doğru kaliteyi üretmektir.

ASM’DE KAPASİTE–BEKLENTİ DENGESİ

Birinci basamakta başka bir sorun daha bulunmaktadır:

Vatandaşın beklentileri........

© Akademik Akıl