menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tarihî Mirasıma Dair

15 0
20.08.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.

Geçmiş üzerine yürütülen tartışmalar hangi siyasî ya da ideolojik sonuca varırsa varsın, ben Müslüman bir Türk olarak atalarımla gurur duyuyorum. Çünkü onlar asırlar boyunca İslâm’a hizmet etmiş, tevhid inancını korumayı tarihî bir sorumluluk olarak görmüş ve gerektiğinde İslâm beldelerinin hem kılıcı hem de kalkanı olmuşlardır.

Ancak bu gurur, geçmişi bütünüyle kusursuz gören romantik bir tarih anlayışına dayanmıyor. Hiçbir beşerî devlet, hiçbir hanedan ve hiçbir tarihî şahsiyet hatadan uzak değildir. Türk-İslâm devletlerinin tarihinde de adaletle bağdaşmayan uygulamalar, siyasî mücadeleler, yanlış kararlar ve insanî zaaflar elbette yaşanmıştır. Akademik dürüstlük bunları görmezden gelmemeyi, İslâm ahlâkı ise doğruları teslim ederken yanlışları da adaletle değerlendirmeyi gerektirir. Çünkü bizim ölçümüz şahısları ya da devletleri mutlaklaştırmak değil; hak, adalet, merhamet ve emanet bilincidir.

Bununla birlikte geçmişte yapılan hatalar, Türklerin İslâm medeniyetine sunduğu büyük hizmetleri inkâr etmenin gerekçesi olamaz. Türkler, İslâm’ı kabul ettikten sonra onu yalnızca ferdî bir inanç olarak yaşamamış; ilmî, siyasî, askerî ve medenî kurumlarıyla koruyup geliştirmeyi de tarihî bir görev saymıştır. Karahanlılardan Gaznelilere, Büyük Selçuklulardan Anadolu Selçuklularına, Osmanlılardan farklı coğrafyalarda hüküm sürmüş diğer Türk-İslâm devletlerine uzanan bu uzun tarih boyunca camiler, medreseler, vakıflar, darüşşifalar, kütüphaneler, imarethaneler ve ilim merkezleri kurulmuş; İslâm medeniyetinin devamlılığına belirleyici katkılar sağlanmıştır.

Atalarımızın hizmetlerini yalnızca meydan muharebelerinde kazandıkları zaferlerle ölçmek mümkün değildir. Onlar bazen İslâm beldelerini istilalara karşı savunan bir kalkan, bazen zulme uğrayan toplulukların sığınağı, bazen hac yollarının ve mukaddes beldelerin hizmetkârı, bazen de ilmin, sanatın ve hukukun hamisi olmuştur. Tevhid sancağını yalnızca kılıçla değil; kelâm, hikmet, mimari, musiki, edebiyat, vakıf kültürü ve adalet düşüncesiyle de taşımışlardır. İslâm’ın farklı coğrafyalarda kök salmasına yaptıkları katkı, sadece fetihlerden değil; kurdukları medeniyetten, sağladıkları kamu düzeninden ve nesiller boyunca yaşattıkları iman ikliminden doğmuştur.

Bu sebeple “kılıç” benim için yalnızca savaşın değil, gerektiğinde hakkı ve mazlumu koruma iradesinin sembolüdür. “Kalkan” ise ümmetin canını, inancını, mabedini ve haysiyetini savunmayı ifade eder. Atalarımın tarih sahnesindeki büyüklüğünü yalnızca hâkim oldukları toprakların genişliğiyle değil, omuzlarında taşıdıkları emanetin ağırlığıyla değerlendiriyorum. Bana göre onların bıraktığı en kıymetli miras; hükmetmeden önce hizmet etmeyi, güç sahibi olmadan önce adaletli davranmayı ve zafer kazanmadan önce Allah’ın rızasını gözetmeyi ideal edinmiş olmalarıdır.

Benim tarihî gururum, başka milletleri küçümseyen bir üstünlük iddiası değildir. İslâm, kavmî aidiyeti inkâr etmediği gibi bunun zulme ve kibre gerekçe yapılmasını da kabul etmez. Türk kimliğim benim tarihî ve kültürel mensubiyetimi, Müslümanlığım ise değerlerimi ve ahlâkî ölçülerimi belirleyen temel aidiyetimi ifade eder. Benim dünyamda bu iki mensubiyet birbirinin rakibi değil, tarih boyunca birbirini beslemiş iki güçlü damardır.

Atalarımla gurur duymam, onların bütün siyasî kararlarını sorgusuz biçimde savunduğum anlamına gelmez. Aksine gerçek vefanın; geçmişi efsaneleştirmeden anlamayı, başarıları hakkaniyetle teslim etmeyi, yanlışlardan ibret almayı ve bize bırakılan emaneti çağımızın şartları içinde daha adil, daha ilmî ve daha ahlâklı bir şekilde taşımayı gerektirdiğine inanıyorum. Tarihî mirasa bağlı olmak yalnızca........

© Akademik Akıl