Misyon Tamamlandı Hocam: Torun Sevme Vakti!
{vendor_count} satıcılarını yönetin
Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
İnsan ve Toplum Bilimleri
Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.
Misyon Tamamlandı Hocam: Torun Sevme Vakti!
Bir zamanlar büyük emeklerle aldığınız diplomanız, yıllar süren akademik mücadelenizin sonunda kazandığınız “Prof.” unvanınız elbette kıymetlidir. O unvan, geçmişte verilen emeğin ve başarının simgesidir. Ancak kabul edelim ki üzerinden yirmi, hatta yirmi beş yıl geçti.
Bu sürede dünya değişti.
Bilgi artık yıllarca değil, aylar hatta saatler içinde güncelliğini yitiriyor. Öğrenciler değişti. Teknoloji değişti. Bilim değişti. Eğitim yöntemleri değişti. Yapay zekâ, veri analitiği ve dijital öğrenme akademinin merkezine yerleşti.
Ama bazı hocalarımız hâlâ değişmedi.
Bugünün öğrencisine dünün yöntemleriyle ulaşmaya çalışıyorlar. Otuz yıl önce hazırladıkları ders notlarını küçük düzeltmelerle okutuyor, eski proje anlayışıyla araştırma yapıyor, dijital dönüşümü ise yalnızca çevrim içi toplantı yapmak sanıyorlar.
Elbette istisnalar var.
Yetmiş yaşında olmasına rağmen yapay zekâ öğrenen, çevrim içi eğitimlere katılan, yeni yöntemleri takip eden, her yıl kendisini yeniden geliştiren akademisyenler var. Onlar zaten bu yazının muhatabı değil.
Benim sözüm, “Ben yıllardır böyle yapıyorum.” cümlesini bilimsel bir argüman sananlara…
Bugün aynı üniversitede beş farklı kuşak bir arada çalışıyor.
Peki neden en deneyimli olanlar bazen öğrencilerin dünyasını anlamakta en çok zorlanıyor?
Çünkü deneyim tek başına yeterli değil.
Deneyim, ancak öğrenmeye devam ettiği sürece değerlidir.
Bugünün öğrencisi, sizin kırk yıl önce öğrendiğiniz bilgiyi birkaç saniyede bulabiliyor. Artık bilgiye sahip olmak ayrıcalık değil.
Asıl değer; bilgiyi yorumlayabilmek, sorgulatabilmek, rehberlik edebilmek ve değişime öncülük edebilmektir.
Öğrenci sizden ezber bilgi istemiyor.
Yol göstermenizi istiyor.
Ne yazık ki bazı akademisyenler için değişim bir fırsat değil, tehdit.
Yapay zekâya mesafeli, dijital araçlara yabancı, yeni öğretim tekniklerine isteksiz…
Sonra da gençlerin neden ilgisiz olduğundan şikâyet ediyorlar.
Oysa sorun öğrencide değil.
Sorun, değişen dünyaya rağmen değişmemekte ısrar eden eğitim anlayışında.
Bu nedenle küçük bir önerim var hocam.
Önünüzde iki yol var.
Birincisi; yeniden öğrenci olmak…
Yeni teknolojileri öğrenmek, dijital dünyayı anlamak, yapay zekâyı tanımak, güncel literatürü takip etmek ve yaşam boyu öğrenmenin gerçekten ne anlama geldiğini göstermek.
İkinci yol ise yılların emeğini onurla tamamlayıp bayrağı yeni kuşaklara devretmek.
Emeklilik bir yenilgi değildir.
Tam tersine, doğru zamanda görevi devretmek de akademik olgunluğun göstergesidir.
Torunlarınıza zaman ayırın.
Bahçenizle ilgilenin.
Yarım kalan kitaplarınızı okuyun.
Yıllardır ertelediğiniz seyahatleri yapın.
Çünkü hayat yalnızca akademiden ibaret değildir.
Unvanlar geçmiş başarıların madalyasıdır.
Fakat madalya, bugünün........
