menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Akıl ve Kalbin Sessiz Savaşı

12 0
20.10.2026

{vendor_count} satıcılarını yönetin

Bu amaçlar hakkında daha fazla bilgi edinin

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tarih Tıp Turizm Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.

Akıl ve Kalbin Sessiz Savaşı

Aklın bir yerde takılı kalınca, adımların da maalesef ilerleyemez. Aklınla kalbinin çeliştiği durumlar ne kadar da can sıkıcıdır. Bence insanı birçok durumdan daha fazla acıtan şey, bu çelişkinin kendi içinde yarattığı etkidir. İnsan kendi içinde bir çatışma yaşadığında, bunun dışa yansıması da bambaşka oluyor.

Aklın bir saniyede çözdüğünü, kalp zamana yaymak ister. Zihin, karşı tarafın cesaretsizliğini tüm çıplaklığıyla görüp “Burası senin bahçen değil.” derken, kalp; vaktinde dökülen emeğin, paylaşılan samimiyetin ve verilen değerin hatırına tutunacak bir dal arar. Bu iki zıt sesin çatışması, insanı kendi içinde sıkışmış bir cenderede bırakır. İşte bu, aslında akıl ile kalbin birbirine savaş ilan etmesidir.

Akıl; netliği ilan etmek isterken kalp; bir ihtimale daha tutunmak için didinir durur. Zamanla anlaşılır ki, aklın gördüğü gerçeğe kalbin de ikna olması bir süreç meselesidir. Bu çelişki, insanın içinde öyle bir yük yaratır ki dışa yansıması, kendiyle çelişen bocalama adımları olur. Bir gün tam bir sessizlikle sahadan çekilirsin; ertesi gün kalbinin sesine yenik düşüp “Belki görünür.” umuduyla bir işaret bırakırsın. Ama o işaret, karşı tarafın gözünde bir umut değil, yeniden başlayan bir savaşın ilanı olur. Oysa sen o işareti, savaşmak için değil; içinde hâlâ susmamış bir ihtimale ses vermek için bırakmışsındır. İşte insanı en çok yoran da budur: kendi içinde bir anlam taşıyan şeyin, karşı tarafta bambaşka bir karşılık bulması. Böylece insan, bir yandan kalbinin susturamadığı ihtimalle, diğer yandan ise artık yüzleşmek zorunda kaldığı gerçekle baş başa kalır. Ancak bu bahsedilen bocalama bir zayıflık değil, içsel olgunluğa ulaşırken geçmek zorunda olunan bir köprüdür sadece. Ve maalesef ki o köprüden herkes aynı cesaretle geçemez.

Kapitalizm Özgürlük mü Yoksa Kölelik Düzeni midir

Herkese Aynı Reçete, Herkeste Aynı Sağlık mı?

Yorum Yap Cevabı İptal Et

Bir dahaki sefere yorum yapmam için adımı, e-postamı ve web sitemi bu tarayıcıya kaydedin.

Sevginin Dozu, Toprağın Kapasitesi

Belirsizlik ve Belirsizliğe Tahammülsüzlük

Giden mi, Kalan mı, Yoksa Bulunamayan mı?

Bilişsel Bağımlılık Yaratmadan Yapay Zekayı Kullanmak

Birliği ve Dirliği Sağlayan Bilge Liderler

Prof. Dr. Hüsrev Hatemi’nin Ardından

8 Mart Dünya Kadınlar Günü: Utanç Taraf Değiştirmeli

Su Üstüne Söylenebilenler

Türkiye İran İlişkilerine Değişik Düşünürlerin Gözünden Hareketle Ahlaki...

Toplam Ziyaretçi (Tekil........

© Akademik Akıl