Yangın Tüpü Söndürmedi, Şiddeti Harlandırdı ve Islak Zeminde Bu Kez Sıvı Sabun Kaydırdı
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
İnsan ve Toplum Bilimleri
"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"
Yangın Tüpü Söndürmedi, Şiddeti Harlandırdı ve Islak Zeminde Bu Kez Sıvı Sabun Kaydırdı
TV ekranlarına yansıyan görüntülerde bina girişinin mobilyalarla kapatılarak barikat hâline getirildiğini, ardından yangın tüpünün içindeki ince tozun basınçla insanlara doğru püskürtüldüğünü, tüp boşalınca da aynı tüpün bir cisim gibi fırlatıldığını gördük. Olay bununla da sınırlı kalmadı; son aşamada zemine sıvı sabun dökülerek yerin kayganlaştırıldığına tanık olduk.
Görüntülerin en sarsıcı tarafı yalnızca öfkenin büyüklüğü değildi. Daha düşündürücü olan, normalde insanı korumak için var olan nesnelerin bir anda zarar verme aracına dönüştürülmesiydi. Yangın tüpü yangını söndürmek, temizlik malzemesi ise hijyen ve güvenli bir ortam sağlamak için vardır. Fakat bu olayda bu nesneler, kendi anlamlarının tam tersine çevrildi.
Bizler gök bilimciyiz. Geceleri teleskopların teknolojik ekranlarından uzayın bilinmezlerini anlamaya çalışırken, gündüzleri de içinde yaşadığımız toplumun olaylarını gözlemliyoruz. Temel bilim alışkanlığı insana yalnızca gökyüzünü değil, yeryüzünü de farklı gözle görmeyi öğretiyor. Bazen bir toplumsal olay, fizik dersindeki bir kavram kadar açık konuşuyor: toz, basınç, sürtünme, ivme, kinetik enerji ve insan davranışı aynı karede buluşabiliyor.
Yangın tüpünün içindeki ince tozun görevi, yangının oksijenle temasını keserek ateşi söndürmeye yardımcı olmaktır. Fakat aynı toz insanın yüzüne, gözüne, ağzına ve burnuna yöneltildiğinde artık bir güvenlik unsuru olmaktan çıkar. Gözlerde tahrişe, görüş kaybına, solunumda zorlanmaya ve paniğe neden olabilir. Tozun en tehlikeli tarafı inceliğidir; ince parçacıklar en küçük boşluklara ulaşabilir, göz ve solunum yolları gibi hassas alanlarda etkisini daha da artırabilir.
Tüp boşaldıktan sonra fırlatılması ise başka bir fiziksel boyutu ortaya çıkarır. Kütlesi olan her cisim, hız kazandığında kinetik enerji taşır. Bu enerji hedefe çarptığında darbeye dönüşür. Günlük hayatta güvenlik için duvarda asılı duran bir yangın tüpü, öfke anında eldeki ağır bir cisme dönüşür. Burada temel bilim bize çok yalın bir gerçek söyler: Bir nesnenin zararsız görünmesi, yanlış kullanıldığında zarar vermeyeceği anlamına gelmez.
Olayın üçüncü aşaması ise zemine sıvı sabun dökülmesidir. Islak ya da kaygan zeminde insanın düşmemesi için “Dikkat ıslak zemin” levhası kullanılarak insanı uyarma ve koruma önlemi alınırken burada tersine çevrilmiştir. Kullanılan sıvı sabun zemine yayıldığında sürtünmeyi azaltır; insanın yere tutunma yeteneğini zayıflatır. Oysa sürtünme, günlük hayatın görünmez güvencelerinden biridir. Yürüyebilmemiz, aracın yolda kalabilmesi, merdivenden güvenle inebilmemiz, zeminin ayağımıza direnç gösterebilmesiyle mümkündür.
Sürtünmeyi çoğu zaman fark etmeyiz; çünkü varlığı hayatı normal kılar. Buzlu yolda kayınca, ıslak zeminde düşme tehlikesi yaşayınca ya da aracın lastikleri yolu tutmayınca onun değerini anlarız. Bu olayda sıvı sabunun yere dökülmesi, yalnızca bir temizlik malzemesinin yanlış kullanımı değil; günlük hayatı güvenli kılan fiziksel koşulların bilinçli biçimde bozulması anlamına gelir.
Bu noktada olay yalnızca adli ya da güvenlik boyutuyla değil, toplum bilim açısından da okunmalıdır. Şiddet yalnızca insanın bedeninde ya da sözünde ortaya çıkmaz; bazen çevredeki nesneleri dönüştürme biçiminde de görünür. Mobilya barikata, yangın tüpü saldırı aracına, sıvı sabun kaydırıcı zemine dönüşüyorsa, ortada yalnızca bireysel öfke değil, nesnelerin toplumsal anlamının bozulması da vardır.
Bir toplumda güvenlik nesnelerinin ve temizlik malzemelerinin bile şiddet repertuvarına dahil edilebilmesi üzerinde dikkatle durulmalıdır. Çünkü bu, gündelik........
