menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir Rektör Hayal Ediyorum 🎓

26 0
25.02.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"

Bir Rektör Hayal Ediyorum 🎓

Önümüzdeki aylarda görev yaptığım üniversitede rektörlük ataması var. Dileğim şu: Mevcut rektörümüz, birinci dönemde edindiği tecrübeyi ikinci dönemde olgunlaştırarak devam etsin. Çünkü tecrübe, doğru kullanılırsa kurumun lehine bir sermayedir; yanlış kullanılırsa, “alışkanlık” diye pazarlanan bir hantallığa dönüşür.

Rektörlük, bir koltuk değil bir emanet işidir. Üniversitenin “sahibi” olmak değil, üniversiteyi sahibine (bilime, öğrenciye, akademisyene ve kamuya) adamaktır. Rektör, bilimsel üretimin komutanı değil; kolaylaştırıcısı olmalıdır. Yoksa üniversite katılaşır: protokol çoğalır, fikir azalır; imaj büyür, nitelik küçülür.

Ben bu yüzden bir rektör hayal ediyorum.

Akademik kadroları “nokta atışı”   açmayan, eş-dost-akraba kayırmacılığını normalleştirmeyen. Dekanlık ve benzeri görevlendirmelerde sadakati değil yetkinliği esas alan, “bana yakın mı?” sorusunu ölçüt saymayan.

Bir rektör hayal ediyorum; bilimsel özgürlüğe dokunmayan. Farklı görüşteki akademisyenin araştırmasına, etkinliğine, ders içeriğine müdahale etmeyen. Eleştiriyi düşmanlık sanmayan. Disiplin süreçlerini bir “silah” gibi elinde tutup kampüsün üzerine gölge gibi düşürmeyen. Üniversiteyi tek sesliliğe zorlamayan; bilakis, çok sesliliği üniversitenin bağışıklık sistemi gören. Fildişi kuleye çekilip kampüsün gerçek hayatına yabancılaşmayan. Öğrencinin, araştırma görevlisinin, idari personelin gündelik sıkışmışlığını bir “detay” saymayan. Erişilebilir olan; yönetimi duvarların ardında değil, temasın içinde kuran.

Bir rektör hayal ediyorum; mobbingi yöntem sanmayan. Beğenmediği, kontrol edemediği insanı yıldırarma yöntemine inanmayan. İstifaya zorlamayan, emekliliğe sürüklemeyen; “verimsiz koşullarla cezalandırma”yı yönetim tekniği gibi kullanmayan. Çünkü üniversite, insan öğüten bir değirmen değil; insan yetiştiren bir ocağıdır. Bütçeyi keyfî yönetmeyen. Kaynakları şeffaflığın dışına kaçırmayan. Lüks harcamaları “itibar”, şeffaflığı “yük” sanmayan. İntihal ve yayın etiği ihlallerini “adı çıkmasın” diye örtbas etmeyen. Kurum itibarının hakikati saklayarak değil, hakikati temizleyerek korunacağını bilen.

Bir rektör hayal ediyorum; üniversiteyi siyasi figürlerin kürsüsüne çevirmeyen.   Üniversite kimliğini kişisel siyasi ikbal için kullanmayan; akademik unvanı polemik malzemesi yapmayan. Temsiliyetin şöhret değil güven meselesi olduğunu unutmayan. Tepeden bakmayan. Hiyerarşiyi kibir aracı olarak kullanmayan. “Ben yaptım oldu” cümlesini yönetişim sanmayan. Sözünde duran. Akademik kurullarda alınan kararların tersine gizli gündem taşımayan. Verdiği sözleri—kadro, fiziki imkân, çalışma düzeni—kurumun hafızasında hayal kırıklığına dönüştürmeyen.

Bir rektör hayal ediyorum; kriz anında şeffaflıktan kaçmayan. Taciz iddiası, yolsuzluk söylentisi, güvenlik sorunu… Böyle zamanlarda susmayı ya da çarpıtmayı değil, doğru bilgilendirmeyi seçen. Çünkü kriz yönetimi, “gündemi yönetme” sanatı değil; güveni koruma sorumluluğudur. Değişime direnmeyi “istikrar” diye sunmayan. Dünyadaki akademik trendleri izleyen; üniversiteyi “diploma veren lise” formatında yönetmeye razı olmayan. Disiplinlerarası çalışmaları engellemeyen. Fakülteleri birbirine rakip, hatta düşman eden bir iklim kurmayan. İş birliğini kurumun kası gibi büyüten.

Bir rektör hayal ediyorum; koltuğun gücüne kapılıp üniversitenin sahibi olduğunu sanmayan. Kendini üniversitenin geçici emanetçisi sayan. Bilimsel üretimin kolaylaştırıcısı olduğunu bilen. (Kusura bakmayın ama rektörlük bazen “sahne”, üniversite de “dekor” sanılabiliyor; oysa asıl oyun laboratuvarda, kütüphanede, sınıfta oynanır.)

Bir rektör hayal ediyorum; enerjisini “koltukta kalma stratejileri”ne harcamayan. Yeniden atanma kaygısıyla lobi faaliyetlerine boğulmayan. Ankara kulislerini kampüsün yerine koymayan. Üniversiteye değer katmak yerine karar vericilere şirin görünmeyi kariyer planı yapmayan. İcraat yerine illüzyon üretmeyen. Gerçek akademik başarı ve laboratuvar çıktısı yerine boyalı binalar, lüks organizasyonlar ve sosyal medyada “çok çalışıyor” imajı veren içi boş görsellerle kamuoyunu oyalamayan. Reklam ve tanıtım bütçesini kişisel PR projesine çevirmeyen. “Vazgeçilmez lider” imajına değil, bilimsel görünürlüğe ve kaliteye yatırım yapan.

Bir rektör hayal ediyorum; başarıyı koltuğun görkemiyle ölçmeyen. Görevi bittiğinde geride kalan şeyin “koltuk” değil “kurumsal kültür” olduğunu bilen. Reklamla gelen parıltının gerçekler karşısında hızla eridiğini gören. Ve evet, bir rektör hayal ediyorum; adaletli olan. “Benden olan–olmayan” ayrımını zihninden silen. Tevazuyu erişilebilirlikle birleştiren. Sözünün eri olan.........

© Akademik Akıl