İşte gerçek “arınma” için bir fırsat
Nihayet beklenen oldu ve Özgür Özel, meclise CHP’den girmiş milletvekillerinin çoğunluğuyla birlikte yeni bir parti kuracaklarını ilan etti. Kendi içinde fırsatları ve riskleri beraber barındıran bir adım olmasına rağmen aylardır söylediğimiz gibi bu şartlar altında yapılması gereken buydu. Bu moment, Türkiye siyaseti için de eskinin hamasi söylemlerinin, ezberlerinin, alışkanlıklarının bir kenara bırakılacağı bir yeniden yapılanma fırsatıdır. O alışkanlıklardan ve fırsatlardan bahsedeceğim ama her şey bir yana, yeni partinin kurulması bir haksızlığı, ayak oyunlarını, entrikaları boşa çıkarmak üzere atılmış bir adımdır, bir karşı çıkıştır. Başka hiçbir şey olmasa bile bu açıdan başarılı olması istenebilir. Nitekim, tahmin ediyorum ki daha evvel CHP’ye hiç oy vermemiş kimseler içinde ama az ama çok yeni partiye bu tepkiyle oy verecek olanlar olacaktır.
Gelelim alışkanlıklar ve fırsatlar meselesine. Bildiğiniz gibi hem Özgür Özel’den hem de öteden beri CHP’li yöneticilerden “cumhuriyetin kurucu partisiyiz”, “Atatürk’ün partisiyiz”, “savaş meydanlarında kurulmuş partiyiz”, “baba ocağıyız, ana kucağıyız” gibi sözleri hep duyarız. Her şeyden önce bunlar olgusal olarak doğru değil. Cumhuriyeti kuran parti 1981’de askeri cunta tarafından diğer siyasi partilerle birlikte kapatıldı ve sonlandı. 1992’de DYP-SHP koalisyonu, askeri cuntanın partileri kapatmak için çıkarttığı kanunu iptal edince CHP ismi ve logosuyla tekrar bir parti kurma imkânı doğdu. O sıralarda SHP içinde Erdal İnönü’ye karşı genel başkan olma mücadelesi veren ama bir türlü başarılı olamayan Deniz Baykal da tabiri caizse bu fırsatın üstüne atladı ve 9 Eylül 1992’de yapılan kurultayda genel başkan seçildi.
CHP ismiyle partiyi tekrar açanlar muhtemelen........
