menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bizim imam nasıl bayılır?

39 0
10.06.2026

Büyüklerimizden öğrendik mütevazı olmayı. Hep "sen kendini anlatmaya, methetmeye çalışma, bırak başkası övsün seni, yaptıklarını" deyişleriyle büyüdük. Büyüklerimiz de bu "motto"yla yaşamışlar. Sessiz sedasız oldu yaşamları da, gidişleri de. Hala da böyleyiz biz, bizim nesil yani. 25'imizden sonra (!) değişecek halimiz yok ya, hem biz büyüklerimizi (gitmiş olanlar dahil) utandırmadan yaşamayı biliyoruz sadece, başka türlüsünü yapmaya ar ederiz.

O derece ki aile içi övgü dahi yapmaktan kaçınırız biz. Mesela benim anam emekli öğretmen. Benim öğrenciliğim döneminde süregelen alışkanlık, edep ve iş ahlakıyla, o denli uzun süre, mümkün mertebe sabit konumlarda çalışmıştır ki, İstanbul Ermenileri içinde elinin değmediği aile kalmamıştır neredeyse. Hatta bir süre sonra öğrencileri ile meslektaş olmuş, tamamen onların deyişiyle söyleyebilirim ki, kendileri öğrenmeye devam etmişlerdir meslektaşlık sürecinde dahil. Bugün dahi, iki nesil öğrencisi olmuş bir ailenin üçüncü nesli annemi mecburiyetten değil, asla, ama keyfi olarak ziyaret eder.

Kendime dönersek, kendimi bildiğimden beri yazarım. İlkokulda rakamlarla kendi kendime hikayeler yazmayı yarattım. Anlatsam dahi anlayamayabilirsiniz, öyleli. Aklımın daha erdiği dönemlerde kelimelerle haşır neşir olmaya başladım. Önce ders defterleri arasında kağıtlara, sonra günlüklere, sonra arkadaş gruplarında, en son sosyal mecralarda (kreşendo olarak yahoogroup, blog, Facebook grupları, kendi instagram-facebook sayfalarım vs) yazdım. Ama kimseler bilmedi pek bunları, ailem dahil. Çünkü sayısalcıydım ben...

Sonra, uzun süre yazdıklarıma gelen övgüleri yüzüm allanarak dinledim, mutlaka kitap çıkarmalıydım, herkese ulaşmalıydı bu anlatılar. Hem 70, 80 ve hatta 90’lı yıllar, hem yemek tarifleri, hem aile anıları hem de dönem anıları vardı yazdıklarımda. Öncelikle, sahnede hep perde arkasında kalanlar tarafından yetiştirilmişiz, kendimizi önlere atıp “Ben var ya ben...” şeklinde reklamımızı yapabilecek “kabiliyet”imiz yok. Hem, önümüzde öyle dev rol modelleri, öyle devleşmiş eserler, o kadar kült hap bilgiler var ki, ne bileyim, ar ediyorum biraz da. Hem, kitaplaştıramadım, çünkü sıramı beklemeliydim, hala da bekliyorum...

Yazdıklarım genelde çocukluğumdan aklımda kalan ve kendi mutfağımda gelenekvari bir biçimde yapmaya devam ettiğim tarifler. Doğru-yanlışlığı veyahut yemeğin........

© Agos