menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Bu benim idam fermanım”

39 0
10.09.2026

Şişli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin Hrant’ın mahkûmiyetine ilişkin kararını temyiz ettik, dosya savunmalarımızı destekleyen çok önemli, çok sağlam belge, görüş ve dokümanlarla gitti Yargıtay’a.

Mahkeme kararını destekleyecek tek bir delil ya da içtihat yoktu dosyada, istense de gösterilemezdi zaten.

Ceza davalarında, temyiz edilen dosyalar usul gereği, önce Yargıtay Başsavcılığı’na gider. Başsavcılık, yerel mahkeme kararına ilişkin bir görüş oluşturur ve dosya, ‘tebliğname’ denen bu görüşle birlikte karar verilmek üzere konu ile ilgili ceza dairesine gönderilir.

Başsavcılığın on dört sayfadan oluşan tebliğnamesi Ömer Faruk Eminağaoğlu imzasını taşıyor, özetle ve sonuç olarak: ( …) “Yazının yanlış anlamalara ya da polemiklere neden olabilecek üslubuna rağmen, suça konu cümle bütünlüğü içerisinde ve hatta sekizinci yazı bütünlüğü içerisinde dahi, Türklüğü tahkir ve tezyif söz konusu değildir. Tüm yazılara bakıldığında, izleyen her yazının kendisinden önceki yazıya dökülen fikirlerle başladığı da ayrıca görülmektedir. Bu nedenle sekizinci yazının, belirtilen paragrafla başlamasının özel bir kastın ürünü olduğu söylenemez. (…) Tüm bu açıklamalar karşısında sanığa atılı suçun ve bir başka suçun maddi ve manevi unsurları oluşmamıştır” deniyor ve kararın bozulması isteniyordu.

Sanığın konumu, hitap edilen kitle, yazı dizisinin ayrıntılı analizi ile başlayan, konuyu, ulusal ve ulusal üstü hukukta ifade özgürlüğü standartları, doktrindeki görüşler, Yargıtay kararları ve AİHM kararları ışığında tartışan tebliğname ile yeniden umutlandık.

O zamana kadar, Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin, hukuka aykırı kararlarını biliyordum ve bu daire hakkında hiç de olumlu görüşlere........

© Agos