Üçüncü işim
Bazen, son birkaç yılda yazdığım fotoğraf hikayelerini gözden geçirirken, daha önce bahsettiğim bir ayrıntıyı veya anekdotu tekrarlamaktan kaçınmak adına, yer yer belirli duygulara başvurduğumu görüyorum. Bunlardan biri, şansım hep yaver gittiği için ömür boyu sürecek olan minnettarlığım. Tüm engellere rağmen düğümü kendiliğinden çözülen zorluklar… Doğduğum yer ve zaman, ebeveynlerimin ve kardeşlerimin kim olduğu ve karşılaştığım birkaç özel insan, hepsi birer şans gibi doğrusu. Onlar sayesinde kendimi şanslı sayabiliyorum.
Halihazırda, üzerine düşmeden, tesadüfen bulduğum işlerden daha önce bahsetmiştim. Gençken iş bulmanın büyük bir zorluk olduğunu düşünürsek, bu konuda hayatımın kolay geçtiğini düşünüyorum. Evet, herkes gibi ben de nereye başvuracağım, ne tür bir kariyer seçeceğim konusunda stresli bir süreç içerisine girdim. Uzun yıllar garsonluk, İngilizce öğretmenliği veya fotoğrafçılıkla meşgul oldum ve bunlar benim için pek de çaba gerektiren işler olmamasına rağmen hepsi meyvesini verdi.
Üniversitedeki ilk yılım sonlanmıştı. Yazın bir iş bulup çalışmam gerekiyordu. Daha önce kuru temizleme teslimatçılığı ve Big Boy's restoranında garsonluk yapmıştım. O günlerde arkadaşlarımla Yorkville adlı sosyetik mahalledeki kafelerden birine takılıyorduk. Bir gün barmen Robert, arkadaşlarıma iş aradığımı söylerken kulak misafiri olmuş. Yeni açılan bir lokantanın personel aradığını söyledi. Bloğun aşağısındaki buz pateni........
