menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hâfızadan mefkûreye, mefkûreden müesseseye: Ziya Gökalp'ten hareketle bugün Turan'a ne söylenebilir?

29 0
29.08.2026

Mefkûre gerçekle bağını yitirirse boş ve anlamsız hamasete; gerçeklik mefkûreden koparsa yönsüz ve köksüz faydacılığa dönüşür. Türk dünyasının ihtiyacı ikisinden birini seçmek değil, mefkûreyi gerçekliğe ve gerçekliği kalıcı müesseselere dönüştürebilmektir. Bu yüzden Gökalp'ten bugüne kalan en özlü yol haritasına ilişkin üç kelimeye odaklanabiliriz. Bunlar,hâfıza, mefkûre ve müessese olarak karşımıza çıkar.

Prof. Dr. Muhammet Enes Kala/ Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi

Bir soru sorup Gökalp'in külliyatından hareketle bu soruya Türk Devletleri Teşkilatının büyük ivme kazandığı, Büyük Türkistan'ın ehemmiyetinin çok daha bariz hâle geldiği bugünlerde cevap bulmayı deneyebiliriz. Gökalp'ten hareketle bugün güçlenmekte olan Türk dünyası için neler söyleyebiliriz? Gökalp'in fikriyatından temelde üç hususun ve meselenin günümüz için öne çıkarılabileceğini dile getirmek mümkün görünür. İlki hâfızadır ve bu eksende meselemiz şudur; Türk dünyası için ortak hâfızanın sahih ve güvenilir şekilde nasıl ortaya konabileceği ve bu hâfızanın muhafaza edebileceğidir. İkincisi mefkûredir, bu itibarla meselemiz, Türk halklarını hangi müşterek idealler ve değerler manzûmesi ekseninde bir araya getirebileceğidir. Üçüncüsü ise müessesedir, meselemiz bu noktada, hangi müesseselerin kısa-orta-uzun vadede inşâ edilmesi gerektiği ve buradan hareketle, geçmiş kurucu ortak hâfızanın tespit edilip, korunması ve tüm kazanımların korunabilmesi-geliştirilebilmesi için müşterek geleceğin hangi temeller üzerinden bina edilebileceğidir. Bu temel meseleler günümüz için çok daha anlamlı görünmektedir

Gökalp'in dil, hars, medeniyet, ilim, iktisat, hukuk ve mefkûre kavramları işaret ettiğimiz eksende bugün yeniden anlam kazanır. Ancak burada yapılması gereken kuşkusuz Gökalp'i bugünün Türk Devletleri Teşkilatı'nın doğrudan fikrî kurucusu ilan etmek olmamalıdır. Daha ziyade onun kavramlarıyla günümüzün ihtiyaçları arasında dikkatli bir fikrî okuma ve yorumlama çabasını önemsemeliyiz. Bugün Gökalp'ten alınabilecek en değerli miras, hazır bir siyasî proje değil, bilâkis kimlik ile evrensellik, birlik ile çoğulluk, mefkûre ile gerçeklik ve kültür ile kurum arasında denge kurmayı mümkün kılan bir düşünme biçimini kendisinden hareketle keşfedebilmektir.

Lisanda, edebiyatta, harsta birleşme

Gökalp'in bu çerçevede en çok hatırlanan ancak aynı zamanda yanlış anlaşılan kavramlarından birisi kuşkusuz Turan ve Büyük Türkistan fikridir. Gökalp, Türkçülüğün Esasları'nda açık biçimde, "Turan kelimesini bütün Türk şubelerini ihtiva eden büyük Türkistan'a hasretmemiz lazım gelir" der. Bu cümlenin hemen arkasından Turan idealinin mahiyetini açıklarken Oğuzların, Tatarların, Kırgızların, Özbeklerin ve Yakutların "lisanda, edebiyatta, harsta" birleşmesinden söz eder. Bununla birlikte yakın Oğuz birliği hakkında "siyasi bir ittihat mı?" diye sorar ve cevabını bizzat kendisi verir: "Şimdilik, hayır!" Bu ayrım çok önemlidir, çünkü Gökalp'in metninde ilk hedef sınırları kaldırmak veya bütün Türk topluluklarını tek bir siyasî otorite altında toplamaktan öte ve önce ortak kültür ve anlam alanı oluşturmaktır. Marco........

© Açık Görüş