menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Suriye'de yeni güç dengesi: Türkiye ve İsrail'in çatışan stratejik hedefleri

27 0
25.08.2026

Açık kaynaklara yansıyan gelişmeler, İsrail'in Suriye'nin güneyi kadar kuzeyindeki gelişmeleri de yakından takip ettiğini ve bu bölgedeki güç dengelerini kendi güvenlik çıkarları açısından stratejik bir mesele olarak değerlendirdiğini göstermektedir. İsrail'in Suriye'nin güneyindeki Dürzi gruplar ile kuzeydoğudaki PYD öncülüğündeki yapılara yönelik desteğinin odağında, Suriye'de merkezi ve güçlü bir devlet otoritesinin yeniden oluşmasını sınırlama kadar İsrail sınırlarının çevresinde kendisine bağımlı güvenlik kuşakları oluşturma stratejisi bulunmaktadır.

Prof. Dr. İsmail Şahin/ USKAM Başkanı

8 Aralık 2024 tarihinde Beşar Esad rejiminin ani çöküşü, elli yıllık otoriter bir yapının tasfiyesiyle sonuçlanırken, bölgede asimetrik risklerle yüklü yeni bir güç boşluğu doğurmuştur. Rejim sonrası oluşan bu boşluğu yönetmek amacıyla Ahmed Şara liderliğinde kurulan geçiş hükümeti, devlet kurumlarını hızla yeniden inşa ederek meşruiyetini kurumsal bir zemine oturtma sürecine girmiştir. Bu doğrultuda sağlanan kurumsal ilerlemeler, Suriye'nin uluslararası sistemle entegrasyonu ve iç istikrarı açısından kritik eşikler teşkil etmektedir. Diplomasi tarafında ise Şara yönetimi, Türkiye, Körfez ülkeleri ve Batılı aktörlerle kurulan pragmatik ilişkiler sonucu Şam üzerindeki tecrit kaldırılmış, Washington yönetimi Suriye'yi "terörü destekleyen devletler" listesinden çıkarmıştır.

Mevcut güvenlik ekosistemi

Mevcut kurumsal iyileştirme hamlelerine rağmen, sahadaki asimetrik tehdit kanalları ve bölgesel vekalet dinamikleri, geçiş sürecini son derece kırılgan bir stratejik denge üzerinde yürümeye zorlamıştır. İyi bilindiği üzere, Suriye'nin Esad sonrası askeri yapısı, merkezi ordunun yeniden tesisi ile bölgesel özerklik odaklı milis yapılanmaların varlığı arasındaki gerilimle şekillenmiştir. Bununla birlikte ülkenin güvenlik mimarisi, farklı dış aktörlerin "kırmızı çizgileri"tarafından sınırlandırılan çok parçalı bir kontrol alanına bölünmüştür.

Söz konusu dış aktörlerin başında İsrail gelmektedir. İsrail, Esad sonrası ilk bir yıllık süreçte Suriye'ye 830 hava saldırısı düzenleyerek ülkenin savunma kapasitesini büyük ölçüde etkisiz hale getirmiştir. Aynı İsrail Kuneytra hattında 900'den fazla kara operasyonu gerçekleştirerek Suriye'nin güneyinde fiili bir silahtan ve askerden arındırılmış kontrol altında bir bölge oluşturmuştur. Netahyahu hükümetinin Suriye'nin güneyinde fiili bir askersizleştirilmiş bölge oluşturmasının temel nedeni, geçiş hükümetinin HTŞ kökenlerine duyduğu derin güvensizliktir. Bu nedenle Tel Aviv yönetimi, kendi ulusal güvenliğini korumak, hava sahasındaki mutlak hareket serbestisini güvence altına almak ve sınır hattındaki askeri tehditleri doğrudan elimine etmek amacıyla Şam yönetiminin otoritesinin güneye yayılmasını askeri yöntemlerle engelleyerek ülkeyi fiilen bölmektedir.

İsrail benzer yaklaşımla, güçlü ve merkezi bir Suriye devletinin kurulmasına da karşı çıkmaktadır. İsrail açısından, Suriye'de güçlü bir merkezi yönetimin bulunması, sınır hattında Hizbullah'ın........

© Açık Görüş