Polonya-Azerbaycan hattında gerilim: Salt bir medya krizi mi, stratejik bir çatlak mı?
İki ülkenin birbirlerinin niyetlerini ve kırmızı çizgilerini asimetrik merceklerden okumaya devam ettiği mevcut ortamda; Polonya'nın soğutma amaçlı sessizliği, Bakü'de kuşkuları daha da besleyerek durumu yapısal bir güven bunalımına dönüştürme riskini taşımaktadır.
Emrah Dokuzlu/ Doğu Avrupa Bölge Analisti
26 Ağustos 2026 tarihinde, Polonya kamu yayıncısı TVP World'ün Eastern Express programında yayımlanan "Azerbaijan's peace comes with repression" (Azerbaycan'da barış, baskıyla geliyor) başlıklı bölüm, Varşova ile Bakü arasında diplomatik bir krize kapı araladı. Human Rights Watch (HRW) raporlarına dayandırılan programda; Azerbaycan'da muhaliflere yönelik tutuklamalar mercek altına alındı. Yayının temel tezi; Güney Kafkasya'da bölgesel barış süreci ilerlerken, Azerbaycan iç politikasındaki otoriterleşme eşzamanlı olarak artıyor, şeklinde.
Bu yayının Bakü'deki yankısı sert oldu. 28 Ağustos'ta Polonya'nın Bakü Büyükelçisi Paweł Radomski Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı'na çağrılarak kendisine bir protesto notası tevdi edildi. Resmi açıklamada söz konusu yayın "önyargılı, objektiflikten uzak ve kabul edilemez" olarak nitelendirilirken, Polonya makamlarından bu tür kampanyaları durdurmak için acil ve etkili tedbirler alınması talep edildi. Ancak bu kriz, salt bir televizyon programının yarattığı anlık bir reaksiyon olmaktan ziyade, aylardır biriken stratejik bir gerilimin yansıması.
1 Mayıs kırılması ve egemenlik refleksi
Bu diplomatik nota "beklenmedik" bir gelişme değil; krizin asıl zemini, Avrupa Parlamentosu'nun 30 Nisan 2026'da kabul ettiği "Ermenistan'da Demokratik Dayanıklılığın Desteklenmesi" başlıklı karar tasarısı ile atıldı. Bakü bu karara eşine az rastlanır bir sertlikte yanıt vererek 1 Mayıs 2026'da Avrupa Parlamentosu ile iş birliğini durdurdu, AB-Azerbaycan Parlamenter İşbirliği Komitesi'nden çekildi ve Euronest üyeliğini sonlandırma prosedürünü başlattı.
Dolayısıyla Polonya'ya verilen nota, dört aydır süren ve giderek derinleşen Avrupa kurumlarıyla gerginlik dizisinin sadece son halkası niteliğinde. Bakü, insan hakları ve demokrasi başlığı altındaki eleştirileri, bölgesel egemenliğine yönelik doğrudan bir müdahale olarak kodlamakta ve bu hatta tavizsiz bir diplomatik hassasiyet göstermektedir.
Ancak, Bakü'nün söz konusu eleştirilere verdiği tepkinin AB'ye özgü olmadığı, yakın geçmişteki bir dizi olayda açıkça görülmektedir. 25 Aralık 2024'te AZAL'ın Bakü-Grozni seferini yapan Embraer 190 uçağı Aktau yakınlarında düştü ve 38 kişi hayatını kaybetti. Aliyev günler içinde uçağın Rus hava savunması tarafından vurulduğunu açıkladı; Moskova'dan özür, suçun kabulü, sorumluların cezalandırılması ve tazminat talep etti ve ilk günlerdeki Rus açıklamalarını örtbas girişimi olarak niteledi. Kriz, 27 Haziran 2025'te Yekaterinburg'da düzenlenen polis operasyonunda gözaltına alınan Safarov kardeşlerin ölümüyle derinleşti; Azerbaycan'ın adli tıp bulguları ölümlerin ağır travma sonucu gerçekleştiğini ortaya koydu, Bakü olayı etnik saikli olarak nitelendirdi ve mütekabiliyet simetrik olarak geldi; 30 Haziran'da Rusya devlet ajansı Sputnik'in Bakü bürosu basıldı, çalışanları gözaltına alındı, Rus kurumlarının düzenlediği tüm kültürel etkinlikler iptal edildi ve Moskova'ya planlanan parlamento ziyareti askıya alındı. Dosya ancak 15 Nisan 2026 tarihli ortak açıklamayla, Moskova'nın uçağın Rus hava savunmasının kasıtsız bir eylemi sonucu düştüğünü kabul etmesiyle kapandı.
Bu gelişmeler, Bakü'nün refleksinin ideolojik değil, bağımsız olduğunu göstermektedir. Azerbaycan, ister Moskova ister Brüksel kaynaklı olsun, dış aktörlerin iç düzenine ve vatandaşlarına ilişkin tasarruflarını egemenlik meselesi olarak kodlamakta ve karşılığını orantılı biçimde vermektedir. Polonya'ya verilen nota, bu doktrinin dışında bir istisna değil olağan uygulamasıdır.
Krizin medyadaki yankısı: Bakü'nün üç katmanı, Varşova'nın sessizliği
Krizin ardından Azerbaycan medya kurumları, Dışişleri'nin protesto notasındaki formülasyonu hızla çoğaltan bütüncül bir yayın hattı izledi. Bu hat üç ayrı yoğunlukta işledi. Haber ajansları (AZƏRTAC, APA, Trend) resmî metni doğrudan aktararak standart haber omurgasını kurdu. Analitik portallar ise meseleyi jeopolitik bir zemine taşıdı: News.az, notanın verildiği gün yayımladığı analizde Tusk-Sikorski yönetimindeki Polonya'yı Avrupa değerleri adı altında eski nüfuz alanlarını canlandırmakla suçladı. Devlet televizyonu AZTV ise gelişmeyi "bilgi terörü" ve "gizli plan" gibi kavramlarla en üst retorik perdeye çıkardı.
Bakü'ye göre Varşova, Mart 2026'da kurduğu Ermenice "VT Hayastan News" servisiyle Erivan'a bütçe, kadro ve dil kaynağı ayırırken, Azerbaycan'ı eşzamanlı olarak eleştirel yayınların konusu haline getirmektedir; bu ikili tutum, Güney Kafkasya'da tek yönlü bir baskı aracı inşa etme........
