menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Körfez güvenliğinde yeni arayış: Türkiye bir alternatif olabilir mi?

16 0
27.03.2026

İran'ın gerçekleştirdiği saldırılar Körfez ülkelerinin mevcut savunma sistemlerinin sınırlarını yeniden değerlendirmelerine yol açabilir. Bu değerlendirme sürecinin sonunda ortaya çıkabilecek en önemli sonuçlardan biri, bölgedeki güvenlik ilişkilerinin daha çok boyutlu bir yapıya dönüşmesi olabilir. Türkiye'nin son yıllarda savunma sanayii alanında elde ettiği ilerlemeler ve geliştirdiği teknolojiler, Ankara'yı bu yeni denklemde dikkatle izlenen bir aktör haline getiriyor.

Dr. Berat Keskin/ Türk Alman Üniversitesi

Orta Doğu'da son dönemde yaşanan gelişmeler bölgenin zaten kırılgan olan güvenlik mimarisini yeniden tartışmaya açtı. İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri'nin İran'a yönelik saldırıları ve İran'ın buna misilleme olarak İsrail'i ve bölgedeki Amerikan üslerinin bulunduğu ülkeleri hedef alması, yalnızca taraflar arasındaki gerilimi değil, aynı zamanda Körfez ülkelerinin güvenlik problemini de yeniden gündeme taşıdı. İran'ın attığı füzelerin ve insansız hava araçlarının Körfez'deki bazı hedeflere ulaşabilmesi ise, yıllardır milyarlarca dolar harcanarak kurulan savunma sistemlerinin gerçek etkinliğine dair ciddi bir sorgulamayı beraberinde getirdi.

Bu noktada ortaya çıkan temel soru şu: Körfez ülkeleri yıllardır büyük ölçüde ABD'nin sağladığı güvenlik şemsiyesine ve Amerikan savunma teknolojilerine dayanıyordu. Peki son gelişmeler bu güvenlik modelinin sorgulanmasına yol açabilir mi? Ve daha önemlisi, bu ülkeler savunma alanında yeni ortaklar aramaya yönelirlerse Türkiye bu denklemde daha önemli bir aktör haline gelebilir mi?

Körfez ülkelerinin güvenlik stratejisi uzun süre oldukça net bir çerçeveye sahipti. Soğuk Savaş sonrasında Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Bahreyn gibi ülkeler güvenliklerini büyük ölçüde ABD ile kurdukları stratejik ilişkiye dayandırdı. Amerikan askeri üsleri, gelişmiş hava savunma sistemleri ve milyarlarca dolarlık silah anlaşmaları bu güvenlik mimarisinin temelini oluşturdu. Patriot ve THAAD gibi sistemlere yapılan yatırımların arkasındaki düşünce basitti: İran gibi bölgesel rakiplerden gelebilecek füze tehditlerine karşı güçlü bir savunma kalkanı oluşturmak.

Mutlak bir garantisi yok

Ancak son gelişmeler bu güvenlik anlayışının mutlak bir garanti sunmadığını gösterdi. İran'ın geliştirdiği balistik füze kapasitesi ve özellikle insansız hava araçları teknolojisi, bölgedeki savunma dengelerini önemli ölçüde değiştirdi. İran'ın doğrudan ya da dolaylı olarak gerçekleştirdiği saldırıların bazı durumlarda Körfez ülkelerindeki hedeflere ulaşabilmesi, savunma........

© Açık Görüş