menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Soykırımcı Ben-Gvir'in aynasında Batı'nın seçici insanlığı

3 0
previous day

Gazze bize şunu açıkça göstermektedir: Sorun yalnızca bir aşırı sağcı bakanın provokasyonu değildir. Sorun, Filistinliyi insanlık dairesinin dışına iten, İsrail şiddetini “meşru müdafaa” adı altında aklayan ve Batı'nın sessizliğiyle beslenen daha büyük bir düzen sorunudur. Ben-Gvir sadece bu düzenin en kaba yüzüdür. Asıl mesele, o yüzü mümkün kılan siyasal, toplumsal ve uluslararası ikiyüzlülüktür.

Dr. Ahmet Bülbül/ Yazar

İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in Küresel Sumud Filosu aktivistlerine yönelik kötü muameleyi gösteren videoyu paylaşması ve aktivistleri "terörist" olarak nitelendirmesi, Batı başkentlerinde ve hatta İsrail hükümeti içinde tepkiyle karşılandı. İlk bakışta bu tepkiler, sivil aktivistlere yönelik aşağılayıcı muameleye karşı insani bir hassasiyet gibi görülebilir. Oysa meseleye daha yakından bakıldığında ortaya çıkan şey, İsrail'e ve Batı'ya hâkim olan seçici bir insanlık anlayışıdır.

Bu kez aşağılananlar Batılı aktivistler

Çünkü Ben-Gvir'in yaptığı yeni değildir. Yeni olan, bu kez aşağılananların Filistinli değil, Batılı aktivistler olmasıdır.

Filistinliler onlarca yıldır İsrail hapishanelerinde keyfî tutuklamalara, kötü muameleye, işkenceye, aşağılanmaya, tecavüze, aç bırakmaya ve insanlık dışı uygulamalara maruz kalırken Batı'nın büyük kısmı ya sustu ya da İsrail'in "güvenlik" söylemini tekrar etti. 7 Ekim sonrasında bu tablo çok daha ağırlaştı. Filistinli tutuklulara yönelik kötü muamele, yalnızca münferit bir güvenlik ihlali değil, sistematik bir cezalandırma rejiminin parçası hâline geldi. Ancak bu gerçek, Batı kamuoyunda ancak aynı muamele Avrupalı aktivistlere yöneldiğinde görünür oldu.

Batı'nın alıştığımız tavrı

Bu nedenle Ben-Gvir'e yöneltilen tepkiler, ilk bakışta doğru görünse de esasen çifte standardın bizzat kendisini açığa çıkarmaktadır. Eğer Küresel Sumud Filosu'nda Batılı vatandaşlar bulunmasaydı, İsrail'in bu uygulamaları muhtemelen yine "terörle mücadele", "sınır güvenliği" veya "meşru müdafaa" diliyle meşrulaştırılacaktı. Nitekim Gazze'de on binlerce sivilin öldürülmesi, açlığın savaş silahına........

© Açık Görüş