“Uzay Seyahatnamesi” – III – AİDİYET
SEDAT YILDIRIM SARICI * – Yazar, şair, insan hakları koruyucusu Rabia Mine “İnsan aidiyetlerinden soyunduktan sonra geriye kalan şeydir” diyor.
Ürperdim birden. Aidiyetlerimden sıyrılırsam geriye sıfır mı kalır? diye sorguluyorum kendimi.
Bugünlerde bütün dünyada paylaşılan ‘yalnız penguen’in tersi miyim? Sürüden, toplumdan kopmalı mıyım?
Mesela çalışma odamda Fenerbahçe bayrağı asılı. Şimdi o bayrağı çöpe mi atmalıyım? Sevmediğimiz bir takım bile gol yediğinde insan kendisini kalecinin yerine koyamaz mı?
Arsenal futbol takımı yabancı oyunculara yer vermesiyle tanınır. Bazen takımda hiç İngiliz oyuncu yer almaz. Pahalı transferlerden kaçınır. Gençleri keşfeden okul gibidir. Londra’da bizim mahallenin takımıdır. İçimiz ısınır.
2000 yılında Arsenal karşısında Galatasaray, Avrupa Şampiyonluğu’nu kazanmak üzere maça çıktığında kainattaki en uyumsuz renkler sarı kırmızıya karşın ; ) o gün Galatasaraylı olmamız tutarsızlık mıdır?
Aklıma birden Londra caddelerini arşınlayan siyahi hanımefendi geldi. Bir elinde asası, diğerinde pankart. Pankartta “cennet, cehennemde din ve ırk yoktur” yazılı. Walworth bölgesinde yaşıyor. Türk bakkalından alışveriş yapıyor. Bizim emekçi bebeler pek hürmetkar. İnsan hem ahali ortasında, hem tek başına yürüyemez mi?
Hem dinsiz olup, hem de inananlara saygılı davranamaz mıyız?
Deprem olduğunda depremzede, orman yandığında orman köylüsü gibi hissedemez miyiz?
Hem ailevi köklerimiz nedeniyle hemşehri olduğumuz şehre hem yetiştiğimiz şehre ve hem de verimli olduğumuz şehre ait hissetmek üç yüzlülük müdür?
Çağdaş sanattan yanayken aynı zamanda geleneksel kökleri korumaktan yana olamaz mıyız? Gelenekle geleceği buluşturan........
