menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Libya'dan gelen onay, Akdeniz'de yeni bir diplomatik denklemin kapısını araladı

5 0
21.10.2026

Libya Temsilciler Meclisi'nin, Türkiye ile 2019'da imzalanan deniz yetki alanları mutabakat muhtırasını onaylaması, Doğu Akdeniz'de yıllardır süren sessiz ama sert rekabetin yeni bir aşamasına işaret ediyor. Bingazi'de toplanan meclisin bu kararı, sadece iki ülke arasındaki hukuki bir metnin tasdiki değil; aynı zamanda bölgedeki güç dengelerinin yeniden hesaplandığı bir an. Çünkü aynı oturumda, 2020'de Türkiye'ye yönelik alınan boykot ve siyasi ilişkilerin kesilmesine dair kararların da kaldırıldığı basına yansıyan bilgiler arasında. Bu, Libya'nın doğusundaki siyasi iradenin yıllardır sürdürdüğü tutumu fiilen terk ettiği anlamına geliyor.

Anlaşmanın geçmişi aslında yeni değil. Mutabakat muhtırası 27 Kasım 2019'da İstanbul'da, o dönem Trablus merkezli hükümetle imzalanmış, ardından TBMM tarafından onaylanmıştı. Metinle iki ülkenin kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge sınırları 18,6 millik bir hatla belirlenmişti. Birleşmiş Milletler de muhtırayı 30 Eylül 2020'de kayıt altına almıştı. 3 Ekim 2022'de imzalanan ek mutabakatla Türkiye'ye Libya'nın kara ve deniz alanlarında petrol ve doğal gaz arama hakkı tanınmıştı. Yani hukuki zemin yıllardır mevcuttu; eksik olan, Libya'nın doğusundaki meclisin siyasi onayıydı. Bugün atılan adım, bu boşluğu dolduruyor.

Peki bu neden şimdi? Libya'da yıllardır süren bölünmüşlük, rakip yönetimlerin farklı dış politika tercihleri üretmesine yol açıyordu. Temsilciler Meclisi'nin 2020'de aldığı ret kararı, bu bölünmüşlüğün en somut yansımalarından biriydi. Şimdi aynı meclisin bu kararı iptal etmesi, iç siyasette de bir yön değişikliğine işaret ediyor. Basına yansıyan bilgilere göre karar oy birliğiyle alınmış; bu da sadece bir çoğunluk tercihi değil, kurumsal bir pozisyon değişikliği anlamına geliyor. Libya'nın doğusu ile batısı arasındaki denklemin yeniden kurulduğu bir dönemde, deniz yetki alanları gibi stratejik bir dosyada uzlaşma sağlanması, diplomatik açıdan dikkat çekici.

Anlaşmanın içeriğine bakıldığında, metnin uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkeleri temelinde şekillendiği savunuluyor. Basına yansıyan değerlendirmelerde, adaların otomatik olarak kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge oluşturamayacağı, kıyı........

© ABC Gazetesi