menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir hücreden yazılan istifa: Aykut Erdoğdu'nun o mektubu neden bu kadar sarsıcı?

6 0
19.10.2026

İnsan bazen bir cümleye takılır kalır. Ben bugün öyle bir cümleye takıldım. Silivri'deki bir cezaevi hücresinden, sosyal medya hesabı üzerinden paylaşılan bir istifa mesajından söz ediyorum. Aykut Erdoğdu, CHP'nin 27. dönem İstanbul Milletvekili. Belediyelere yönelik operasyon kapsamında tutuklanmış, İstanbul Silivri'deki Marmara Cezaevi'nde tutuklu bulunuyor. Ve dün akşam, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla partisinden istifa ettiğini duyurdu. Duyduğumda ilk düşündüğüm şey şu oldu: Bir insan, özgürlüğü elinden alınmışken, üstelik tutuklu olduğu bir hücreden, neden böyle bir kararı açıklar? Neden şimdi?

Çünkü bu, sıradan bir istifa değil. Erdoğdu'nun mesajında öyle bir cümle var ki, insanın içine oturuyor: "İstifa kararını 21 Mayıs 2026 tarihinde Genel Merkezimize polis girdiğinde aldım. Ancak ya Yargıtay kararıyla ya da Kurultay kararıyla durum değişebilir diye bugüne kadar bekledim. Ancak geldiğimiz noktada bu yükü daha fazla taşıyamayacağım"

Bir dakika durup düşünelim. Bir insan, bir karar veriyor ve o kararın bedelinin ne olabileceğini açık açık yazıyor. "Tutukluluk süremin uzamasını ya da yeni iftiralarla yeni tutuklama yapılmasını göze alıyorum" diyor. Bu cümleyi bir hukukçu gözüyle değil, bir insan gözüyle okuduğumda, karşımda korkusunu yenmiş birinin sesini duyuyorum. Ya da belki korkusunu çoktan geride bırakmış birinin. Hangisi daha ağır basıyor, kestirmek zor.

Peki neden istifa? Erdoğdu bunu da açıklıyor. Yeni Parti'ye katılmak üzere Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğinden istifa ettiğini belirtiyor. Ama kararın tarihi ilginç. "İstifa kararını 21 Mayıs 2026 tarihinde Genel Merkezimize polis girdiğinde aldım" diyor. Yani bu karar dün alınmış değil. Aylardır cebinde taşıdığı, zihninde evirip çevirdiği bir karar bu. Neden beklemiş? Kendi sözleriyle: "Ancak ya Yargıtay kararıyla ya da Kurultay kararıyla durum değişebilir diye bugüne kadar bekledim. Ancak geldiğimiz noktada bu yükü daha fazla taşıyamayacağım."

Şu "bu yükü daha fazla taşıyamayacağım" ifadesi üzerinde durmak istiyorum. Hangi yük? Bir partinin üyesi olmanın yükü mü, yoksa bir beklentinin, bir umudun, bir "belki düzelir" inancının yükü mü? Bir insanın bir kuruma, bir davaya, bir ekibe yıllarca emek vermiş olması ve sonra o ekipten ayrılma noktasına gelmesi... Bunu yaşayan bilir. Kolay değildir. Hele de dışarıda değilseniz, hele de kararınızı bir hücrede veriyorsanız, hele de o kararı verirken yeni bedeller ödemeyi göze alıyorsanız.

Erdoğdu'nun mesajı sadece bir istifa duyurusu değil. İçinde bir selam var. "Bu mücadelede haksız şekilde tutuklanarak Türkiye'nin dört bir yanında cezaevlerine kapatılan tüm yol arkadaşlarımı saygıyla selamlıyorum" diyor. Bu cümleyi okurken insan ister istemez soruyor: Kaç kişi var o cezaevlerinde? Onlar da aynı şeyi mi düşünüyor? Onlar da bir gün böyle bir........

© ABC Gazetesi