Bir "Hak Yedirmeme" Sözü Bize Ne Anlatıyor?
İnsanın en çok zoruna giden şeylerden biri, galiba hakkının yenmesi. Küçücük bir alışverişte bile kandırıldığımızı fark ettiğimizde içimizde bir yer sızlıyor ya... Peki ya o kandırılan, birikimini emanet ettiği yerde hayal kırıklığına uğrayan biri olsa? İşte tam bu noktada Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Meclis kürsüsünden söylediği o cümle, kulağıma çok tanıdık geldi: "Kimsenin hakkını kimseye yedirmeden."
Erdoğan, TBMM 28. Dönem 5. Yasama Yılı'nın açılışında Genel Kurul'a hitap etti. Konuşmasında ekonomiden siyasete pek çok başlığa değindi ama benim aklım, son dönemde kamuoyunun gündemini epeyce meşgul eden fon soruşturmasına takıldı. Çünkü bu mesele, aslında hepimizin hayatına dokunan bir yerden konuşuyor: Emanet, güven ve adalet.
Hepimiz bir yerlere para yatırıyoruz, değil mi? Kimimiz geleceğini garanti altına almak için, kimimiz çocuğunun eğitimi için, kimimiz sadece "kenarda biraz param olsun" diye. O parayı bir kuruma, bir fona, bir sisteme teslim ederken aslında sadece parayı teslim etmiyoruz; güvenimizi de teslim ediyoruz. Karşı tarafın bize dürüst davranacağına, o birikimin heba olmayacağına dair inancımızı da koyuyoruz ortaya. İşte bu yüzden bir fon soruşturması, sadece bir ekonomi haberi değil. Bir güven hikâyesi. Ve ne yazık ki bazen bir güven kırılmasının hikâyesi.
Erdoğan, fon piyasasının belirli bir bölümünde ortaya çıkan sorunun üstesinden gelindiğini belirtti ve vatandaşların haklarının korunacağı mesajını verdi. Daha önce de sorumluluğu bulunanların hukuk önünde hesap vereceğini açıklamıştı. Şimdi burada bir durup düşünelim istiyorum. "Hukuk önünde hesap vermek" ifadesi, kulağa ne kadar da mesafeli ve soğuk geliyor. Oysa o hesabı bekleyen insanların hikâyeleri hiç de soğuk değil. Belki yıllarca çalışıp biriktirdiği parayı kaybeden bir emekli. Belki çocuklarının geleceği için kenara koyduğu azıcık birikimini güvendiği bir yere emanet eden bir anne. Belki de sadece "ben de bir şeyler yapabilirim" diyen genç bir insan.
Konuşmanın devamında Erdoğan, fon piyasasında yaşanan probleme ilişkin şu ifadeleri kullandı:
"İktisadi güvenliğimize ve toplumsal barışımıza yönelik bir tehdit unsuruna dönüşmesine fırsat vermeyeceğiz" cümlesi, bana kalırsa işin sadece parayla ilgili olmadığını çok net anlatıyor. Çünkü toplumsal barış, insanların birbirine ve sisteme duyduğu........
