Fenerbahçe'de Sorun Puan Kaybı Değil, Erken Çöken Sezon Mimarisi
Ligin daha beşinci haftasındayız ve Fenerbahçe'de taraftar yönetimi istifaya davet ediyor. Bu cümleyi bir kenara not edin, çünkü asıl mesele burada. Gaziantep FK deplasmanından alınan 0-0'lık beraberlik, kağıt üzerinde iki puan kaybı. Ama sahada ve kulübün içinde yaşanan, bundan çok daha ağır bir şey.
Önce şu tabloyu net koyalım: Beşiktaş yenilgisi, ardından Gaziantep'te gol atamadan ayrılmak. Üst üste iki maçta alınan sonuçlar, Fenerbahçe'yi zirveden uzaklaştırdı ve lider Galatasaray ile aradaki puan farkı beşinci haftanın sonunda altıya çıktı. Sezon başında konuşulan senaryolarla şimdi yaşananlar arasındaki uçurum, taraftarın sabrını taşıran asıl sebep.
Peki sorun sadece sonuçlar mı? Bence değil. Fenerbahçe'nin bu iki maçta ortaya koyduğu oyun, taraftara "biz buradayız" mesajı vermiyor. Gaziantep karşısında 90 dakika boyunca aranan golün bulunamaması, sadece bir günlük şanssızlık değil. Bu, hücum kurgusundaki tıkanıklığın, topu ileri taşımada yaşanan sıkıntının ve rakip ceza sahası önünde üretkenlik eksikliğinin fotoğrafı.
Bir takımın nasıl oynadığı, ne kadar koştuğuyla değil, ne yapmaya çalıştığıyla ölçülür. Fenerbahçe'nin Gaziantep maçında ne yapmaya çalıştığını net biçimde göremedik. Topa sahip olmak tek başına bir oyun planı değildir. Önemli olan, o topla ne yaptığınız ve rakibi nasıl açtığınızdır. Sarı-lacivertliler bu noktada tıkandı, kaldı.
Teknik direktör tercihlerine bakmak gerekiyor. Kadro seçimi, oyun içi müdahaleler, maçı çevirme hamleleri... Bunların hepsi masada. Bir teknik direktör, takımı geri düştüğünde ya da........
