menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Batan son gemideki mülteciden tarih öncesi çağlara... Akdeniz'de zaman yolculuğu

23 0
31.03.2026

Akdeniz'in tarihine, kadim kültürüne, dil, din ve yönetim biçimlerine, ürettiği farklı füzyonlarla dünyanın dört bir yanındaki halkların hayat tarzlarına modellik eden eşsiz mirasına dair bir kitap daha yayımlandı. Federico Campagna'nın yazdığı 'Akdeniz'in Hayal Gücü', başardıkları ve eksik kaldığı yönleriyle gerçek bir tarih klasiği olan Fernand Braudel'in Akdeniz'ini hatırlattı.

Akdeniz'e en uzun kıyısı olan ülke Yunanistan. Adalarının da çevresiyle birlikte (Girit, Rodos ve Midilli'yi bir düşünün) Yunanistan'ın Akdeniz kıyıları 18 bin kilometre.

Ondan sonra 8 bin 300 kilometre ile Türkiye kıyıları var. Üçüncü sırada 7 bin 600 kilometre ile İtalya. Ancak Yunanlılar ve İtalyanlar kadar Akdenizli miyiz, bu topraklara kök saldığımız bin yıldan sonra olabildik mi işte orası biraz karışık. Yine de yaklaşık bin yıldır bu büyük denizin kıyılarında yaşıyor, kendi kültürümüzü yaşatıyor, farklı kültürlerden edindiğimiz değerleri de değiştirip dönüştürerek devam ettiriyoruz. Bu yüzden Akdeniz'in yatay ve dikey sayısız etkilenime ve değişime uğramış, çok dilli, çok dinli, çok kültürlü tarihini öğrenmek biraz da bizim de bulunduğumuz geçmişe ulaşmak gibi bir şey.

DÖN DOLAŞ FERNAND BRAUDEL

Akdeniz ve hinterlandının tarihinin ne anlama geldiğini vaktiyle Fransız tarihçi Fernand Braudel'den öğrenmiştik. Sanırım ne okursak okuyalım önce onun kitabıyla (Akdeniz / Mekân, Tarih, İnsanlar ve Miras - Metis Yayınları) ölçüyoruz elimizdekini.

Onun; Bu kitapta gemiler yol alır; dalgaların şarkıları sürer gider; bağcılar Cinque Terre yamaçlarından Cenova Rivierası'na inerler; Provence'da, Yunanistan'da zeytinler toplanmıştır; Venedik'in durgun sularında ya da Cerbe kanallarında balıkçılar ağ çeker; tekne yapımcıları, vaktiyle yapılan teknelere benzer tekneler yapar... Ve biz yine, onlara göre, zamanın dışında olduğumuzu fark ederiz..." diyerek üslubunu zirveye taşıdığı ve okurunu kitaba mıhladığı klasiğini aşmak da kolay değil.

Braudel'in hapislik günlerinde tamamladığı 'Akdeniz', Annales ekolünün (sıradan insanların tarihine eğilmeyi de içeren bir yöntem) bir ürünüydü. Braudel o ekolün gerekliliklerine ek olarak coğrafi yapılara, iklime, gündelik hayatta kullanılan her türlü araç gerece yoğunlaşmış, tüm bunları tarihin öznesi haline getirmiş, zaman ve mekân algısını değiştirmişti.

Fernand Braudel'in 'Akdeniz'in sınırlarının konudan konuya göre değişiyor olmasından yola çıkarak geliştirdiği yöntemin bazı özelliklerini İtalyan tarihçi Federico Campagna'nın Burcu Tümkaya çevirisiyle yenice yayımlanan "Akdeniz'in Hayal Gücü" adlı çalışmasında da görüyoruz.

Campagna'nın bu denizin tarihini yazarken benimsediği yaklaşımın sınırlarının nerelere uzandığını........

© 9 Eylül Gazetesi