Yüreği sıcaktır umudun
Albümlerime biriktirdiğim eski resimlerime bakarım arada. Siyah-Beyaz olanlarda çocukluğumun, yeni yetme günlerimin diri, duru, ince gülümsemeleriyle buluşurum.
Daha sonra renklenen filmlere çekilmiş fotoğraflardaki gençlik, olgunluk yaşlarımın duruşları çıkar karşıma, gülüşürüz. Yaş almaların, yıllarla farklı buluşmaların, biçimsel değişimlerin resimleridir bunlar.
Çocukluk yıllarımda ne çok sessizlikler biriktirdiğimi anımsarım. Suskun, küşümlü, duygusal, içlenme hallerimi de.
Büyüklerim mi öyle isterlerdi ola? Öyle ya büyüklerin yanında konuşulmaz, tepki verilmez, yorum yapılmazdı o zamanlar. Ne yapılırdı? Susulurdu, susturulurdu, izin verilirse konuşulurdu. Ezilmişlik, sindirilmişlik, korku… Hep içime çekilmiştim! Küşümlülük duygusuna tutsak edilmiştim!
Küşüm sözcüğü daha o çocuk zamanlarımda girmiş yaşamıma.
Oğuz kentim Oğuzeli’nde, sular yurdu kasabamda çocuk kulağımda çınlayan, dilime yerleşen, içime işleyen üzgün sözcük.
Gel zaman git zaman küşümün şiir kitabım “Küşüm Çınlaması”na ad olacağını kestiremezdim ki.
Sonradan öğrendim küşüm sözcüğünün eksiklenme duygusunun, birisine saygısızlık eder miyimin kaygısı, endişesi, tedirginliği olduğunu.
Bir şeyi daha anımsıyorum; o günlerde çok hayal kurduğumu, düşler içinde........
