menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gülmece, düşünmece

4 0
08.07.2026

Güleryüz, gülenyüz, gülümseme, gülme, gülüşme, güldüşün, gülmece.

Gülmenin evrimleşmesi, gelişmesi bungunluğun, kırılganlığın, karamsarlığın ötelenmesi açısından önemli bir olgudur, tepki, eylem.

Gülmek, dünyanın her yanında, tüm kültürlerde yaşamsal değeri olan yüz, göz, dudak anlatımıdır bir bakıma. İnsan yakışan anlamlı bir gereksinimidir.

“Güzel bir gülüş, karanlık bir eve giren güneş ışığına benzer” diyen Tolstoy’a; “Beni isterseniz dövün ama bırakın istediğim gibi güleyim.” diyen Moliere’ye hak vermemek olanaksız.

Mizah diye bellediğimiz; ama Türkçesiyle varsıllaştırdığımız gülmece; ince alayın, şakanın, gülmenin ve düşünmenin adresidir.

Yergi, eleştiri, taşlama, dokundurma, iğneleme, çelişkiyi ortaya çıkarma. Tüm bu sözcük ve kavramlar öbeği toplumsal aksaklıkların dille yansıtılma sanatıdır aynı zamanda.

Türk gülmece yazını; keskin anlaktan halk bilgeliğine değin uzanan geniş alanda iz bırakan ustalarla doludur.

Toplumsal eleştiriyi sanata dönüştüren, belleğimize kazınan bu söylencesel adlar, yaşamın gülümseten yönünü kuşaklar boyu aktarmıştır.

Nasıl unuturuz o sözü gediğine oturtan Bektaşi, Nasrettin Hoca, İncili Çavuş öykücüklerini, güldürülerini. İnce düşünülmüş, derin anlamlar içeren Cumhuriyet döneminin söz, çizgi, gülmece ustalarını.

Hüseyin Rahmi Gürpınar, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz, Sabahattin........

© 9 Eylül Gazetesi