İnsansız Mutluluk
Geçen hafta Kayseri’den Datça’ya uzun bir otobüs yolculuğu yaptım. Yol hikayeleriyle hayal gücümü beslemeyi, anlık görüntüler üzerine öykü düşlemeyi çok sevdiğim için yolculuklarda uyumamaya çalışırım. On yedi saat süren bu yolculuğumun da çoğu camdan bakınmakla geçti. Yabancı olduğum bozkır doğasını tanımaya ve anlamaya çalışırken en çok merak ettiğim canlıları da gözümün ulaştığı her yerde aradım. Köpekleri. Ne yazık ki sadece bir köpek gördüm. Çok ilginç bir görüntüydü. Etrafında yerleşim alanı olmayan terkedilmiş bir benzin istasyonunda. Benzin istasyonunun camları kırıktı, pompaları sökülmüştü, tabelasının yarısı kopmuş rüzgarda sallanıyordu. Tüm bu terk edilmişliğin ortasında bir köpek ön ayaklarını birbirinin üzerine atmış, yoldan geçen arabaları, otobüsleri seyrediyordu. Dikkat kesilip bakmasam rüya gördüğümü düşünebilirdim. Ama değildi, uzaklaşıncaya kadar gözümü ayıramadım. Kangallara özgü heybetiyle dimdik oturmuştu. Yalnızdı ama çok huzurlu görünüyordu. İnsanlar için deli olan, onların çevresinden ayrılmayan, onları korumak için kendi canlarını hiçe sayan canlılardan birinin bu kuş uçmaz kervan geçmez yerde, ömrünü tamamlamış benzin istasyonunda sakince gelip geçeni izlemesi çok düşündürdü beni. İnsanlı zulmü değil insansız mutluluğu seçmişti sanki.
Bir Fotoğraf Çekilebilir miyiz?
Eve yaklaşırken birkaç kişinin yüzerken deniz kaplumbağaları tarafından ısırıldığı haberleri karşıladı beni. Yerel internet siteleri ve sosyal medya platformlarında paylaşılan haberler endişe doluydu. Kimileri denize girmenin tehlikelerinden bahsediyordu. Bazıları deniz kaplumbağalarının kafeslere alınıp rehabilitasyon merkezine götürülmesini talep ediyordu. Nasıl da tanıdık taleplerdi. Bir anda deniz kaplumbağaları da tehlikeli hayvanlar olarak konuşulmaya başlanmıştı. Tıpkı köpekler, yılkı atları ve kediler gibi. Neyse ki bu sefer insan denizde, onların evinde misafirdi. Uzmanlar açıklamalar yaptı, belediye uyardı.
Deniz kaplumbağaları Ege ve Akdeniz sahillerinin sakinlerinden.........
