menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yeni emperyalizm-4: Singularity/Tekillik- Son imparator kim olacak?

10 0
24.05.2026

Üç yazıda uzun bir yol geldik.

Alacakaranlık bir aydınlıkta bugünü anlamaya, yarını öngörmeye çalışıyoruz.

Kapitalizmin dijital çağda aldığı yeni biçimi, algoritmik savaşın doğasını, tekno-burjuvazinin iktidarını, tekno faşizmi ve buna yükselen itirazları ele aldık.

Teknolojiyi ve Yapay Zekâyı elinde tutan “yeni emperyalizm”, dalga dalga dünyayı ve insanı iyice ele geçiriyor.

Ama tüm bu tartışmaların arka planında sessizce büyüyen bir soru var. Şimdiye kadar yalnızca bir dipnot olarak geçtiğimiz bir soru:

Günümüzde birçok yararını gördüğümüz Yapay Zekâ bir gün insanı aşarsa ne olur?

(Yapay Zekâ işevleri?)

Veri tekellerinin başında gelen Google'ın Yapay Zekâ direktörü ve fütürist(gelecek bilimci) Ray Kurzweil, bilim kurgu yazarı Vernor Vinge'ın görüşlerinden yararlanarak bu soruya somut bir tarih veriyor: 2045.

MIT (Massachusetts Institute of Technology) mezunu, onlarca yıldır Yapay Zekânın geleceğini öngören kitaplar yazmış, ABD Ulusal Teknoloji Madalyası sahibi bu bilim insanının tahminleri ciddiye alınıyor. Çünkü büyük bölümü doğru çıktı.

Kurzweil'e göre bu tarihte "Singularity" (tekillik) gerçekleşecek. Yapay Zekâ insan zekâsını aşacak ve ardından kendi kendini sürekli geliştirerek insanlığın öngöremeyeceği bir hıza ulaşacak.

“Singularity” sözcüğü aslında fizikten gelir. Kara deliklerin merkezinde, bildiğimiz fizik yasalarının çöküğü varsayılan noktaya “tekillik” denir.

 Kara deliğin çevresinde bir de “olay ufku” vardır: Bu sınırı geçen hiçbir şey — ışık bile — geri dönemez. 

(Fizikte SINGULARITY/TEKİLLİK)

Yapay Zekâ tartışmasındaki Singularity benzetmesi de buradan doğar. İnsan zekâsını aşan ve kendi kendini geliştiren bir Yapay Zekâ ortaya çıktığında, insanlık da sanki böyle bir eşiği geçmiş olacaktır.

 O noktadan sonra eski dünyanın kuralları geçerliliğini yitirebilir; çünkü artık oyunun hızını ve yönünü insan değil, insanı aşan bir zekâ belirlemeye başlayacaktır.

Bu yalnızca teknik bir öngörü değil; insanlık tarihinin en köklü dönüşümünü tanımlayan bir eşiktir.

Çünkü şimdiye kadar tarihte her şey insanın karar verme kapasitesi etrafında döndü. Emperyalizm, savaş, iktidar, sömürü. Hepsi.

Singularity bu ekseni parçalar.

Peki o eşikte kim ne olacak?

(Ray Kurzweil ve “Singularity Daha Yakında” kitabı)

Önce Singularity'nin teknik boyutuna bakalım.

Yapay Zekâ bugün iki temel kategoride var: "Dar Yapay Zekâ" ve "Genel Yapay Zekâ".

“Dar Yapay Zekâ” (Artificial Narrow Intelligence - ANI) belirli bir görevi insandan iyi yapıyor. Satranç oynuyor, görüntü tanımlıyor, dil çeviriyor, hedef belirliyor.

“Genel Yapay Zekâ” (AGI — Artificial General Intelligence) ise insanın yapabildiği her şeyi yapabilen, bir konudan diğerine insan gibi geçiş yapabilen, öğrenen ve uyum sağlayan bir sistem.

Henüz mevcut değil, ama hızla yaklaşıyor.

Singularity, AGI'nin ötesine geçilen noktadır.

Yapay Zekânın yalnızca insanı taklit etmediği, insanı aştığı ve artık kendi evrimini yönettiği eşik.

2023'te GPT-4 ve Claude, 2024'te başka gelişmiş “dil modelleri”, 2025-2026'da isemetin, görüntü, ses ve videoyu aynı anda işleyebilen, yani birden fazla duyuya birden hitap eden sistemler, her adım bu eşiğe biraz daha yaklaşıyor.

ANI, tek bir alanda mükemmel; ama konu değiştiğinde sıfırdan başlar.

AGI ise sabah hukuki bir belgeyi analiz eder, öğleden sonra bir müzik parçası besteler, akşam tıbbi bir araştırmayı yorumlar. Tıpkı bir insan gibi. Konu değişince takılmaz, sıfırdan başlamaz, bağlamı taşır. Henüz gerçekleşmedi. Ama araştırmacılar tam olarak bu hedefe koşuyor.

Ve onun da ötesinde ASI var (Artificial Super Intelligence — Yapay Süper Zekâ). Her alanda en iyi insanı geride bırakan; üstelik gelişmek için insana muhtaç olmayan. 

Bugün Yapay Zekâyı insanlar geliştirir: nasıl düşüneceğini insanlar belirler, hatalarını insanlar düzeltir, yeni halini insanlar tasarlar.

ASI bu denklemi tersine çevirir. Bir sabah kendi kodunu inceler, verimsiz çalışan bölümü yeniden yazar. Yeni sürümü öncekinden biraz daha zekidir. Bu daha zeki sürüm tekrar kendini inceler, bir sonraki eksiği bulur, onu da düzeltir. Böyle sürer gider. Her turda, bir öncekinden daha zeki bir sistem bir sonrakini tasarlar. Buna 'zekâ patlaması' deniyor. 

Ve bir kez başladığında insanın takip edebileceği, durdurabileceği bir hız kalmıyor. Singularity'nin ötesi budur.

ANI tek bir işi yapar, AGI her işi yapar, ASI her işi insandan iyi yapar. Singularity bu zincirin yarattığı kırılma noktasıdır. 

AGI insanı yakalar, ASI insanı geçer.

İnsan zekâsı geçildiğinde artık bu Yapay Süper Zekâya (ASI) yetişmek insan için mümkün değildir. 

Singularity  artık geri dönüşün olmadığı bu eşiği tanımlar. 

AGI ve ASI teknik aşamalardır; Singularity ise bu aşamaların insanlık düzeninde yarattığı tarihsel kırılmanın adıdır.

Çünkü o noktadan sonra teknolojinin hızını ve yönünü insan değil, insanı aşan sistemler belirlemeye başlayabilir; her şey insan kontrolünden çıkabilir.

(Yapay Zekânın gelişmesi)

Kurzweil, Singularity ile ilgili öngörüsünde yalnız değildir.

İngiltere'nin köklü üniversitesi Oxford'da felsefe profesörü olan İsveçli düşünür Nick Bostrom, Yapay Zekânın bu eşiği geçmesinin insanlık için en büyük varoluşsal risk olduğunu savunuyor.

Google'ın bünyesindeki Yapay Zekâ araştırma laboratuvarı DeepMind'ın kurucusu, İngiliz bilim insanı Demis Hassabis ise AGI'nin, yani “Yapay Genel Zekâ”nın, Kurzweil’ın öngörüsünden daha önce, on yıl içinde gerçekleşebileceğini düşünüyor. Yani 2030-2035'lerde.

(Nick Bostrom : Süper Zekâve İnsan Çağının Sonu?)

Bu öngörüler etrafındaki tartışma giderek keskinleşiyor. OpenAI'nin (ChatGPT'nin) kurucusu Sam Altman  AGI'nin bu on yıl içinde mümkün olduğunu ve insanlığın karşılaştığı en dönüştürücü teknoloji olduğunu söylüyor. 

"Derin öğrenmenin” babası, Yapay Zekânın 'Tanrısı' olarak anılan İngiliz bilim insanı Geoffrey Hinton bugün endişeyle uyarıyor: bu süreç beklenenden çok daha hızlı ilerliyor ve tehlikeli boyutlara ulaşabilir.

(Yapay Zekânın önderlerinden Geoffrey Hinton: Makinenin öğrenmesi için sinir ağları)

Öte yandan herkes bu iyimser ya da kaygılı beklentiyi paylaşmıyor. Meta'nın kurucusu (Facebook'un sahibi) Mark Zuckerberg'in Yapay Zekâ direktörü Yann LeCun farklı düşünüyor. 

Mevcut “dil modeli mimarisinin”, yani bir Yapay Zekânın nasıl tasarlandığı, bilgiyi nasıl işlediği ve nasıl ürettiğinin temel yapısının AGI, yani insanın yaptığı her işi yapabilen Yapay Zekâ için yeterli olmadığını, köklü yeni bir yaklaşım sağlanmadığı sürece Singularity'nin bir efsaneden ibaret kalacağını savunuyor.

LeCun'un itirazı temelsiz değil. 

Bugünkü Yapay Zekâ sistemleri, ChatGPT, Claude, Gemini,DeepSeek hepsi aynı temel mantıkla çalışıyor: milyarlarca metni okuyarak kalıpları ezberliyor, sonra o kalıpları taklit ediyor. Ezber ile anlama ise aynı şey değil. Bir çocuğa 'bardak masadan düşerse ne olur?' diye sorarsın — fizik yasalarını hiç okumadan kırılacağını bilir, çünkü dünyayı elleriyle, gözleriyle, bedeniyle yaşadı. Bugünkü Yapay Zekâ ise bunu ancak metinlerde gördüğü için tahmin eder. Gerçekten anlamaz.

Ancak geçmişte bu tür ‘imkânsız’ iddialarının çoğu doğru çıkmadı.

Yapay Zekâ tarihinde birkaç kez 'bu yöntem artık ilerleyemez, duvar örüldü' denildi ve her seferinde kimsenin beklemediği bir buluş geldi, her şey değişti. 

(Yann LeCun: “Derin öğrenme”nin yolunu açtı)

En çarpıcı örnek ise tam da LeCun'un kendi hikâyesi. 1980'lerde ve 90'larda, bugünkü tüm Yapay Zekânın temeli olan “derin öğrenmeyi” bilim dünyasında ciddiye alınmıyordu. 'Hesaplama gücü yetmez, verisi yok, çalışmaz' deniyordu. İlgili kurumlar finansmanı kesti, araştırmacılar dışlandı.

LeCun, Hinton ve birkaç kişi inatla devam etti. 2012'de bir görüntü tanıma yarışmasında derin öğrenme sistemi rakiplerini o kadar ezdi ki herkes şok oldu. 

Peki neydi bu “derin öğrenme”? 

İnsan beyninin öğrenme biçimini taklit eden, çok katmanlı yapay bir sinir ağıdır derin öğrenme. 

Görüntüde her katman bir öncekinin öğrendiklerini alıp daha soyut bir şeye dönüştürüyor — ham noktalardan çizgiler, çizgilerden kenarlar, kenarlardan yüzler. Ve bunu kimse programlamıyor; sistem milyonlarca görüntüyü gördükçe kuralları kendi kendine oluşturuyor. Bugün kullandığımız her Yapay Zekâ o 'çalışmaz' denilen temelin, "derin öğrenme"nin üzerine kurulu. Yani LeCun bizzat bu sıçramayı yaşadı.

Üstelik şu an geliştirilen modeller salt dil değil, görüyor, duyuyor, robot bedenlerle dünyaya dokunuyor.

LeCun önemli bir uyarı yapıyor ama kehanette biraz fazla ileri gidiyor: 'Mevcut yol yetmez' derken haklı, 'Singularity efsane' derken ise kendi öngörüsünün sınırlarını aşıyor.

Araştırmacılar arasında yapılan anketlerde AGI'nin gerçekleşmesi için verilen tarihlerin ortalaması 2040-2060 yılları arasına işaret ediyor. Ama bu geniş aralığın kendisi bile ne denli belirsiz bir sahada durduğumuzu gösteriyor.

(Yann Le Cun: Makine öğrendiği zaman)

Teknik boyutu bir yana asıl mesele: Singularity'nin iktidar ve emperyalizm üzerindeki etkisi ne olacak?

"Yeni Emperyalizm" yazı dizimizin önceki yazılarında şu soruları sorduk: algoritmayı kim yazıyor, veriyi kim kontrol ediyor, silahı kim üretiyor? 

Singularity bu soruları bambaşka bir düzeye........

© 12punto