menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Alparslan Türkeş’in Yeni Delhi Sürgünü

25 0
19.07.2026

TÜRKEŞ KOMİTE’DEN İHRAÇ EVRAKI TEBLİĞ EDİLİRKEN NASIL DAVRANDI?

Türkeş MBK üyesi iken Ankara’da Gaziosmanpaşa Kader Sokak’ta oturuyormuş. Türkeş’in evi yüze yakın silahlı asker ve zırhlı araçlarla kuşatılmış ve enterne etmek için zor kullanılmıştır.

Tasfiye operasyonu 14’lerin diğer üyeleri ile eş zamanlı olarak Madanoğlu tarafından gerçekleştirilmiş; Türkeş Devlet Başkanı Gürsel’in tebliğini getiren subaylara direnmiş, bu nedenle kapı kırılarak içeri girilmiş. Zor kullanılmış. Selcen Türkeş’in hatıralarında kızların babalarını vermemek için etrafında kenetlendiği yazılmış. Sonuçta tebliğ için gelen askerler Türkeş’ i alarak Mürted Hava Üssü'ne götürmüşler.

13 Kasım-19 Kasım arasında Mürted’te tutulan Türkeş ordudan emekliye sev edilerek Yeni Delhi Büyükelçiliği Hükümet Müşavirliğine tayin edilerek Hindistan’a gönderilmiş. Yanında eşi Muzaffer Hanım ve çocukları var. Dört kızı ve en küçük çocuk Tuğrul Türkeş. Tuğrul Bey 1954 doğumlu olduğuna göre daha ilkokula bile başlamamış olabilir.

CEMAL MADANOĞLU TÜRKEŞ’İ KURŞUNA DİZDİRMEK İSTEMİŞ OLABİLİR Mİ?

Alparslan Türkeş’in Madanoğlu ve Gürsel ile ilişkileri üzerine epey spekülasyon vardır. Kamuoyunda en çok konuşulan Türkeş’in Cemal Gürsel’i vurduğu iddiasıdır. Bilindiği üzere Komitenin başkanı Gürsel, 1961 başından itibaren kısmi felçlidir. Kraliçe II. Elizabeth’i Esenboğa’da bastonla karşılamasının sebebi budur. Felç zaman içinde ilerlemiştir.

Hatta Kurucu Meclisin açış konuşmasını bu nedenle yapamamıştır. Açış konuşmasını Komite’nin ikinci en kıdemli Orgenerali Fahri Özdilek’in yapmasının nedeni budur.

Cemal Gürsel’in sağlık sorunlarının temel nedeninin “Türkeş tarafından bir tartışma sırasında tabanca ile vurulmak” olduğunu hiç sanmam. Gerçek nedenin diyabet ve kalp damar sorunları olduğu düşüncesindeyim. Gürsel’i 1961’den itibaren bastonlu görmemizin nedeni budur.

Türkeş’e ilişkin bir başka spekülasyon Cemal Madanoğlu ile ilgilidir. Söylentiye göre 14’lerin enterne edilmesinden sonra-özellikle- Türkeş’i kurşuna dizdirmek istemiş. Buna da ihtimal vermek istemezdim . Yazılanlara göre CIA Ankara istasyon şefi Ruzi Nazar buna engel olmuş. Gürsel ile şahsen görüşmek suretiyle. ABD devreye girmiş anlaşılan. Ruzi Nazar ile Türkeş’in ABD yıllarına dayanan ilişkilerini düşününce Madanoğlu’nun aklından böyle şeyler geçmiş olabileceğini ben de ihtimal dahilinde gördüm.

CEMAL GÜRSEL’İN KOMİTEYİ FESHİ VE YENİDEN KURMASI

Cemal Gürsel 14’lerin Komiteden ihraç edildiklerini bir mektup ile duyurmuştu. Akabinde, MBK’nin 23 kişilik yeni heyeti ile bir toplantı yaptı. Devlet Başkanı ve Başkomutan Gürsel’in kararları aynı gün Resmi Gazete’de yayınlandı.

Bu tarihi karar, 13 Kasım 1960 tarihli ve 10654 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de "Millî Birlik Komitesi Başkanlığından Teberrüken Yapılan Beyanat" ve ilgili kararnameler başlığı altında yayınlandı. Cemal Gürsel imzası ile yayınlanan karar şöyledir:

"Millî Birlik Komitesi’nin muhterem üyeleri arasında son zamanlarda memleketin yüksek menfaatlerini tehlikeye düşürecek mahiyette fikir ve kanaat ayrılıkları baş göstermiş ve komitenin çalışması imkânsız bir hale gelmiştir. Bu durum karşısında, Türk Silahlı Kuvvetleri Başkumandanı ve Millî Birlik Komitesi Başkanı olarak, memleketin huzur ve selametini korumak amacıyla Millî Birlik Komitesi’ni feshettiğimi bildiririm. Aşağıda isimleri yazılı olan üyelerin komite üyelikleri sona ermiştir. Kendileri, memleketin yüksek menfaatleri icabı yurt dışında görevlendirileceklerdir..."

Türkeş ve diğer tasfiye edilenler enterne edildikten sonra güvenlik tedbirleri altında ordudan emekliye sevk edildiler. Yurtdışındaki diplomatik misyonlarımıza “ müşavir” sıfatıyla gönderildiler. Bu bir sürgün kararı idi.

Tasfiye edilen radikal grup birbirlerinden uzak yerlere gönderildiler.

14’lerin sürgün edilmeleri Osmanlı tarzı bir nefiy idi.

Birileri Magrib’e birileri Maşrık’a sürüldüler.

Müşavirlik görevinde bir iş tanımı yoktu. Sadece zorunlu ikamete tabi olmuşlardı. 14’lerin gittikleri ülkeler şöyle. Öncelikle Türkeş’e en yakın üç isimden başlayalım. Muzaffer Özdağ (Tokyo), Dündar Taşer (Rabat). Ahmet Er (Bingazi).Diğerlerine gelince, Orhan Kabibay (Ottowa) Orhan Erkanlı (Mexico City), Münir Köseoğlu (Stokholm), Mustafa Kaplan (Lizbon), Muzaffer Karan (Oslo) , Şefik Soyuyüce (Koperhag), Rıfat Baykal (Telaviv), Numan Esin (Madrit), İrfan Solmazer (Lahey), Alparslan Türkeş ise Yeni Delhi’ye gönderilmişti.

Benim bu dağılımdan çıkardığım sonuç şudur: Cemal Gürsel- Cemal Madanoğlu ikilisi (yeni MBK’nın liderleri) tehlikeli gördükleri isimleri birbirlerinden uzak bölgelere gönderme kararı almışlar.

Türkeş’e yakın grup, dünya görüyü itibariyle liberal demokrasiye yatkın tipler değil. Bunlar korporatif-otoriter devletten yana isimler. Avrupa’ya gönderilenlerin dönüş sonrası siyasi çizgileri genel olarak onlardan farklı.

27 MAYIS’TAN 13 KASIM’A KADAR KOMİTE’NİN RADİKAL KANADININ TASARRUFLARI

İhtilalden sonra Türkeş’in başbakanlık müsteşarlığın getirilmesi önemlidir. Devlet Başkanı Gürsel’in başbakanlığı da uhdesine almıştı; ama, fiili güç Türkeş’in eline geçmişti. Bu yolla bürokrasi üzerinde büyük bir güç elde etmişti. Diğer komite üyeleri başlangıcında bunu anlayamadılar.

Madanoğlu Türkeş’in kariyerist tutumunu hızla kavramıştı. Türkeş’in ihtilal bildirisini okumak ve başbakanlık müsteşarı olmak için gösterdiği istekliliğin nedeni kısa sürede anlaşıldı.

13 Kasım 1960 tarihine kadar radikal kararların çoğunun 14  lerin düşüncesi olduğu kanısındayım. Örneğin, orduda gerçekleştirilen Eminsu operasyonu kronolojik olarak bunların başında gelir.

Eminsu olayı, aralarında 235 general ve 5 bine yakın subayın -emekliye sevk görüntüsü altında-ordudan zorunlu olarak tasfiye edilmesidir. Temel nedeni DP iktidarı döneminde yaratılan kayırmacı askeri hiyerarşidir. Siyasi tarihimizde Emekli İnkılap Subayları (EMİNSU) olayı olarak bilinir.

Bu geniş çaplı tasfiyenin orduyu gençleştirme amacıyla yapıldığı söylense de bence asıl neden ihtilalde sessiz kalmış generallerin ordu ile ilişkilerini kesmektir. İçlerinde III.Ordu Komutanı Ragıp Gümüşpala’nın da bulunduğu 235 general ordudan çıkarıldı. Bu operasyon İttihatçıların Jön Türk devriminden, Kemalistlerin kurtuluştan sonra yaptığı operasyondan nicelik ve nitelik olarak daha büyüktür.

Bence kararın arkasında asıl güç komitenin genç üyeleridir. Sonuç itibariyle orta alt rütbedeki komite üyeleri Menderes’in generallerini ordudan ihraç etmiş, yeni bir askeri hiyerarşi kurmuştur. Bu arada Fahri Korutürk’ün de büyükelçi yapılarak Deniz Kuvvetleri komutanlığından uzaklaştırıldığını hatırlatmak isterim.

Başbakanlık müsteşarı Türkeş’in daha sonra devlet reformları ve üniversitede tasfiye işine yoğunlaştığını görüyoruz. (147'ler olayı)

27 Ekim 1960'ta çıkarılan 114 sayılı kanunla, 147 öğretim üyesi görevlerinden uzaklaştırılmıştır.

Bu karar üniversitede protestolara ve rektörlerin istifasına yol açmıştır. Kararın ardından Alparslan Türkeş, Muzaffer Özdağ, İrfan Solmazer ve Numan Esin bizzat İstanbul Üniversitesi'ne geldiler. Fakülte dekanları, senato üyeleri ve eylem yapan öğrencilerle bir araya geldiler. Toplantıda Türkeş ve komite üyeleri, çıkarılan tasfiye kanununun "haklılığını ve reformist amacını" savundular. Öğrencilerin kendisini sıkıştırması üzerine Türkeş, tasfiye edilen bazı hocaları "vatana ihanetle" suçlayan sert açıklamalarda bulunmuştur.

Türkeş’in müsteşarlığı sırasında, Diyanet İşleri Başkanlığının reforme edilmesi, Türkçe ibadet gibi konular gündeme geldi. 18 Ağustos 1960 tarihinde 62 Sayılı "İnkılâp Mahkemeleri Hakkında Kanun", kabul edildi. Bu mahkemelerin Yassıada Yüksek Adalet Divanı ile alakası olmadığını hemen belirtelim.

Kanun hükümete (Bakanlar Kurulu) gerekli gördüğü yerlerde sabit veya gezici İnkılâp Mahkemeleri kurma yetkisi vermişti. (İstiklal Mahkemeleri gibi ) Ancak bu mahkemeler fiilen hiçbir zaman kurulmadı ve yargılama yapmadı.

147’ler olayı 28 Ekim 1960’da gerçekleşmişti. 14’lerin Madanoğlu- Gürsel ikilisi tarafından tasfiye edilme tarihi ise: 13 Kasım 1960’dır. Aradan sadece iki hafta geçmişti.

MADANOĞLU İLE TÜRKEŞ’İN GÜNDEMLERİ FARKLIYDI

Madanoğlu-Türkeş çelişkilerini birkaç boyutta ele almak mümkün. Bir kere Madanoğlu Türkeş’in “ihtilale el koyma ve askeri yönetimi uzatma istekliliğini” anlamıştı.

Bana göre Türkeş, komiteye “çok partili siyasi hayata tekrar dönmek niyetiyle girmemiştir. Madanoğlu ise hemen seçimleri yapıp iktidarı devretme düşüncesinde idi. Komitenin Madanoğlu’na yakın kanadının özel bir gündemi yoktu. Meşruiyetini kaybeden iktidarı devirmişlerdi. Ülke idaresini uzun süre ellerinde tutmak gibi bir hedefleri bulunmuyordu.

Türk demokrasisinin geçirdiği travmayı atlatacak asgari mevzuatı çıkardıktan sonra seçimlerin hemen yapılmasından yanaydılar. Hatta 1960 sonbaharına kadar Kurucu Meclis düşüncesi de yoktu.

Türkeş ve ona yakın radikallerin ise büyük planları vardı. Atatürk’ten sonra siviller her şeyi berbat etti düşüncesindeydiler. İsmet Paşa’yı küçümsüyorlar; onun ülkeyi geri götürdüğünü düşünüyordı. İlerde tersini söyleseler de “çok partili siyasi hayat, Batı Demokrasisi gibi kurumlarla pek bir ilgileri yoktu.

Türkeş her ne karar İkinci Dünya Savaşından sonra uzun süre ABD’de bulunmuştu. İki kere. (1948-1950) ve (1955-1957)

Buna rağmen Amerikan demokrasisi hakkında bir fikri yoktu. Türkeş’in ABD’de bulunmasının resmi gerekçesi “askeri eğitim” idi. İki kere uzun sürelerle ABD’de askeri eğitim programlarına gönderildi. Bu nokta Türkeş biyografisinde önemli bir ayrıntıdır . Ben olayı şöyle yorumlamak isterim: Pentagon Türkiye gibi ülkelerde anti komünist gizli bir örgüt kurmak istiyordu. Kurdu da. İstihbarat ve kontrgerilla eğitiminin sebebi buydu.

Zaten Türkeş’in ayrıntılı biyografilerinde ABD’de gerilla eğitimi aldığını görürsünüz. Bu eğitimin amacı muhtemel bir Sovyet istilasına karşı Kuzey Atlantik ittifakının Avrupa ve Güneydoğu Avrupa kanadında (Yunanistan, Türkiye demek) gerilla örgütleri kurmak, eğitmek ve hazırlamaktı. Bu ifadelerin neye tekabül ettiğini tahmin etmek zor değil: Gladio.

Bence bunun en somut kanıtı Türkeş-Ruzi Nazar ilişkisidir. Nazar Almanlara esir düşmüş Özbek asıllı bir Sovyet istihbarat........

© 12punto