Doğayla oynama, söyledim sana, şansını zorlama, uğurlar olsun
İnsanoğlunun, cömertliğiyle nam salmış tabiatla, doğayla mücadelesi yüzyıllardır süren bir çakışma ve çatışma.
Doğa sürekli verici, insanoğlu ise sürekli alıcı oldu.
Doğa, insanoğluna, ihtiyacından fazlasını verirken bile vakarını korudu.
Nefes borusu olan fay hatlarına müdahaleye bile elinden geldiğince ses çıkarmadı.
İnsanoğlu ise, bu değirmenin suyu nereden geliyor diye sormadı da umrunda da olmadı.
Yağmacı, istilacı gibi davrandı.
Tarih öncesinden beri cömert doğanın olanaklarını kullanarak bu günlere kadar geldi.
İlk organize silahlarını, parçaladığı taşın kenarını sivrilterek, bir çubuk ucuna takarak yaptı.
Vahşi hayvanları elle değil, bu silahla avlamaya başladı ve av esnasındaki boğuşmada yaşanan iş kazası sayısını azalttı.
Üzeri bol tırtıklı bazalt taşının dokusunu keşfederek rende, havan ve dibek olarak kullandı.
Hem atölyesinde zımpara olarak kullandı hem de tarlasındaki tahılları işleyerek, beslenme şeklini değiştirti.
Böylece üretim ekonomisine geçti.
Nerdeyse varlığından beri silisli çakmaktaşını yontarak bıçak, hançer, ok yaptı.
Bu malzemeyi işledi, kadınların süsü için takı malzemeleri yaptı.
Taşın sertliği ve keskinliğini avantaja çevirerek........
