menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çayocağı işletse yeter

23 0
27.06.2026

Türkler genelde kırsalda yaşayan bir topluluktur.

Osmanlı zamanında da tımarlı ya da tımarsız sipahi olarak hayatlarını sürdürürdü.

Hatta “padişaha söyleyin benim uçkuruma güvenip de savaş açmasın sağa sola” diye racon kesmişliği de vardır, kırsaldan.

Avrupa'da da benzer bir sosyolojik yapı vardı, Mel Gibson’un Cesur Yürek filminde anlatıldığı üzere.

18.yüzyıl sanayi devrimleri, sosyolojik yaşam biçimini değiştirdi.

Kırsaldaki nüfus merkeze akmaya ve fabrikalarda çalışmaya başladı.

Bizdeki benzer oluşum, Cumhuriyetin kurulmasıyla ve özellikle NATO üyeliğimiz sonrası  yaşandı, Kemal Sunal’ın Düttürü Dünya filminden anlaşıldığı gibi.

Biz şehre epey önce göçenlerdeniz.

Büyükbabam nakliyecilik, taşımacılık, inşaat malzemeleri ve kantar ve silah imalat işleri dolayısıyla, tam da NATO üyeliği döneminde şehre göçmüş.

Biz şehirde doğmuşuz.

Şehrin lisesinde ve üniversitesinde okuduk.

Dedem dönemin icra müdürüydü.

O dönemki fukaralığa göre yemeye ekmeğimiz vardı.

Görece durumumuz iyiydi.

Trabzon’daki Taksim yokuşundaki Yavuz Sultan Selim okulunda öğretmenlik yapan annemden aldığım harçlıklarla, Uzun Sokak'taki meşhur Antepli Seyitoğlu'nda hergün değilse de haftada en az 3-4 kere salçalı ve bol........

© 12punto