ABD saldırganlığı ve Çin’in tavrı
ABD – İsrail ikilisinin İran’a saldırıları sürüyor. ABD’nin Venezuela’daki haydutluğu ve ülkenin seçilmiş cumhurbaşkanını kaçırması sonrasında, İran’da ortaya çıkan tablo, ABD’nin emperyalist saldırganlığının boyutlarını ve gücünün sınırlarını da gösteriyor. ABD; İran’dan sonra Küba’ya saldıracağını söylemekten çekinmiyor. ABD’nin bu saldırılarının jeopolitik, stratejik, ekonomik, askeri yönleri yanında, Çin’e mesaj verdiği de açık. Çünkü ne yaparsa yapsın Çin’in yükselişini engelleyemiyor. Venezuela’nın Çin’le yakın ilişkileri, Çin’in Panama Kanalı’na verdiği önem, Ortadoğu petrollerinin en büyük müşterilerinden birinin Çin olması, İran’ın Çin’le yakın ilişkileri, Hürmüz Boğazı’nın Çin’in dış ticaretinde ve enerji tedarikindeki önemi dikkate alındığında, dünyada çok haklı olarak Çin’in bu konulardaki tavrı merak ediliyor.
Çin; zamanın kendi lehine işlediğini düşünüyor. Muazzam ekonomik gücüne, üretim kapasitesine güveniyor. Stratejik bir sabırla, ABD’nin yıpranmasını seyrediyor. Dünyanın fabrikası olarak anılan Çin; en fazla doğrudan yatırım çeken ülke olması yanında, ileri teknolojiye, yapay zekâya, yenilenebilir enerjiye en fazla yatırım yapan, en çok kaynak ayıran ülke olarak da biliniyor. Çin’in en hassas noktası ise enerjide yüksek oranda dışa bağımlı olması, kullandığı enerjinin kabaca dörtte üçünü ithal etmesi. Dünyanın en fazla enerji tüketen ülkesi olan Çin (onu ABD ve Hindistan takip ediyor); enerjide yüksek dışa bağımlılığı azaltmak için, bir yandan nükleer enerjiye diğer yandan yenilenebilir enerjiye büyük ölçekli yatırımlar yapıyor.
ÇİN EKONOMİSİ ve BİR KUŞAK – BİR YOL PROJESİ
Çin; sürekli olarak sürdürülebilir kalkınmanın, toplumsal adaletin ve planlamanın altını çiziyor. Sağlıklı ve güçlü bir orta sınıf toplumu olmanın hesabını yapıyor. Çinli yöneticiler, ülkenin kuruluşunun 100. yılında, 2049’da, Çin ulusunun gurur duyacağı güçlü bir devlet olmaya odaklandıklarını söylüyorlar. Ekonomik düzlemde, ülke kaynaklarının tutumlu, etkin, verimli, üretken bir anlayışla kullanılması için önlemler alıyorlar. Dışa açılmayı hızlandırırken, sadece Çin için değil, yabancı yatırımcılar için de önemli bir sorun olan rüşvet ve yolsuzluğun üzerine sert önlemlerle gitmeye çalışıyorlar.
Çin’in ekonomide iddialı hedefleri ve programları var. Doğal kaynakların bolca kullanımı ve ucuz işgücünün yerini yenilikçilik, verimlilik, nitelikli işgücü ve yüksek kaliteli üretimin almasına çalışan Çin; zamanla, ağır sanayinin yanında, hizmet sektörünün de öne çıkması, hatta ağır sanayiyi geçmesini amaçlıyor. Ekonomide teknolojik yenileşme, markalaşma ve tam istihdam hedefleniyor. Yoksulluk sınırının altında kimsenin kalmaması gibi, dünyanın en iddialı yoksullukla mücadele programlarından birine sahip Çin.
Devletin bir diğer iddialı hedefi de, büyük kentlerde hava kirliliğini önlemek. Slogan şu: Gökyüzünün mavi, toprağın yeşil, suyun temiz olduğu güzel bir Çin. Büyük önem verilen geleceğin 10 sanayi sektörü arasında, yeni nesil iletişim teknolojileri, sayısal kontrol araçları ve robotlar, uzay ve uydu araçları, okyanus mühendisliği ve ileri teknoloji içeren gemiler, enerji üretiminde kullanılan malzeme ve araçlar, tıp ve sağlık araçları, yeni materyaller, yeni enerji türbinleri, demiryolu araçları, tarım araçları öne çıkıyor. Çin; rüzgâr ve güneş enerjisinde dünyada kurulu kapasitenin en yüksek........
