Yanıtlanmayan üç soru ve çürümeyen ne?
Hayat karşımıza, yanıtını kolayca verebileceğimiz, ama muhataplarının nedense açıkça yanıtlamaktan kaçındığı sorular çıkarıyor.
Türkiye, böyle sorularla dolu. Dopdolu hatta...
İlk ikisi yönetenleri ve/veya sermayeyi, en doğrusu da “müstebitleri” doğrudan ilgilendiren, üçüncüsü de “bizim içimizdeki” bir soru.
GÜVENLİK BÜROKRASİSİNDEN KUŞKU
Bir: Teğmenleri neden tasfiye edemediler?
30 Ağustos 2024’te Kara Harp Okulu mezunu teğmenlerin kılıç çatıp “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganını atmaları ve “Subay Andı”nı okumasına bir tepki gösterdi AKP iktidarı. Tepki? Dönem birincisi Teğmen Ebru Eroğlu ve dört teğmen TSK’dan ihraç edildi. Bazıları orduya dönüyor falan.
İyi de ne oluyor? Birkaç en parlak (ve elbette temiz) isim dışında neden kimseyi tasfiye edemediler?
Neden bütün bir dönemi ve hatta öncesini “temizleyemediler”?
Buna kimse yanıt vermiyor. Veremiyor. Ama galiba herkes yanıtını biliyor.
Neredeyse çeyrek asırlık istibdat rejimine rağmen, bir AKP devleti henüz tamamen kurulamadığı için mi, İslamcı yönetim güvenlik bürokrasisi içinde ve derinlerde nelerin kaynadığını bir türlü tam olarak saptayamadığı için mi, yoksa bu teğmenler ve temsil ettikleri duyarlılık devletin en önemli kilit noktalarında hâlâ varlığını ve hatta ağırlığını koruduğu için mi?
27 Mayıs sonrasında, Talat Aydemir vakasında, 12 Mart ve 12 Eylül’de yapılanları, o büyük askeri personel tasfiyelerini, böyle bir duruma rağmen neden yineleme cüreti gösteremiyorlar?
Bu........
