NATO ve Türkiye: Demokrat Avrupa’nın savaş tutkusu
Şöyle başlayalım: Önünü her zamanki gibi yine komünistlerin çektiği NATO protestosu, artık mekân falan da aramıyorsa, yani “Hiç ummadığınız yerlerde bağıracağız katil ve sömürgen olduğunuzu! Hayatımız üzerine rahat rahat zar atmanıza göz yummayacağız!” diyen yurtseverlerin sesi artıyorsa, bu, şimdilik düşük yoğunluklu bir içsavaşın son örtülerinin de kaldırıldığını mı gösterir ?
Ortada korkunç bir soygun ve cinayet örgütü var. Adı da NATO.
Türkiye’de yurtsever bir solculuğun tanımında var onu reddetmek.
Liberal satıcılar soldan sayılmaz. Onlar bir yana, ama bu ülkede solcu olabilmek için “NATO’ya hayır” demek gerekiyor. 1950’lerin başında NATO’ya girildiğinde hadise çıkaran genç barışseverlerden beri böyle bu.
İşte 7-8 Temmuz’da Ankara ve Türkiye’yi kirletecek bu savaş ve talan zihniyeti, planlarını tamamlamış. NATO Zirvesi’nde, Ankara’da Almanya’nın öncülüğünde Ukrayna için 70 milyar avroluk bir yeni askeri destek karara bağlanacak. Yani formalitesi tamamlanacak. Bu tutarın 30 milyarı AB Kredi Programı’ndan gelecek, 40 milyarını da NATO üyelerinin ikili taahhütleri karşılayacakmış. (Türkiye'nin taahhütleri nasıl acaba?)
Ancak Ankara’daki NATO Zirvesi için hazırlanan kapanış bildirgesinde 140 milyar avroluk bir ek destekten de söz ediliyor.
Pazarlıklar sürecek ve bazı rakamlar yukarıya veya aşağıya doğru değiştirilecektir muhtemelen.
Bir şeyi biliyoruz: Trump ABD’si sadece silah siparişlerini karşılıyor, Ukrayna’yı silahlandırma işini Avrupa’nın yoksulları finanse edecek. Devletleri yönetenlerin ve sermaye sınıfının değil, milyonlarca yoksulun cebinden........
