menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yunus Emre Enstitüsü’ndeki yolsuzlukta üçüncü dalga... Bakanın eşi ve MHP’li Yalçın’ın oğlu yine gündemde

76 0
22.05.2026

Tutuklu gazeteci İsmail Arı’nın kamuoyu gündemine taşıdığı, Yunus Emre Vakfı’na bağlı Yunus Emre Enstitüsü’nde naylon faturalarla 400 milyon liralık yolsuzluk yapıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma ve açılan davalarda yeni ve önemli gelişmeler var.

En sıcağından başlayalım. Geçtiğimiz günlerde üçüncü dalga operasyonun yapıldığı ve çok sayıda kişinin gözaltına alınıp tutuklandığı ortaya çıktı. Ancak çatı soruşturmadaki gizlilik kararı nedeniyle kimlerin tutuklandığı açıklanmıyor.

İkinci gelişme; ilk dalga operasyonda firarda olan, Yunus Emre Ensitütüsü’nün eski başkanı Prof. Dr. Şeref Ateş’in oğlu Enes Ateş ve çok sayıda kurum çalışanı tutuklanmıştı. İşte bu isimler de tutukluluk süresinin 1 yıla yaklaşması nedeniyle geçtiğimiz günlerde yurtdışı yasağı adli kontrol tedbiriyle tahliye edildiler.

Şimdi soruşturmanın geçmişini ve açılan davaları hatırlatalım.

Yolsuzluk skandalının patlak vermesinin ardından Yunus Emre Enstitüsü’nde Başkan Yardımcısı olan Aile Bakanı Mahinur Göktaş’ın eşi Rahmi Göktaş ile MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın’ın oğlu Kutalmış Yalçın istifa etti.

Kısa süre önce Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy tarafından görevden alınan eski başkan Prof. Dr. Şeref Ateş’in ise Almanya’ya firar ettiği anlaşıldı. Geçtiğimiz Temmuz’da yurda dönen Ateş, “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” ve “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” suçlarından tutuklandı.

Birinci ve ikinci dalga operasyonlarda tutuklananların davaları bir süre ayrı görüldükten sonra da birleştirme kararı verildi.

Halen sözkonusu davadan tutuklananlarla birlikte Sincan Cezaevi’nde olan gazeteci İsmail Arı’nın en büyük istediği, bu davayı izlemekti.

O hapiste olunca; birleştirmeden sonra, önceki gün yapılan ikinci celseyi ben izledim.

10’u tutuklu, birkaçı firari toplam 37 sanıklı davada neler mi oldu?

2014’te çaycı olarak işe başlayan, sonrasında birtakım idari işlerde görevlendirilen, 2016’dan bu yana da depo sorumlusu olan A.G. tanık olarak dinlendi.

Bu konuda herhangi bir eğitim almadan depo sorumlusu yapılan A.G.’ye mahkeme hakimi ve sanık avukatları, kurumun aldığı tüm ürünlerin depoya gelip gelmediğini ve bunların tamamının kaydının tutulup tutulmadığını sordu.

A.G., “Depoya gelen ve gördüğüm alımların kaydını tuttum... Bazı firmaların kargoya doğrudan teslim ettikleri oluyordu... Gelen faturalara göre işlem yapılıyordu... Ürün alındıktan sonra teslim alındığı söyleniyor ve kayda giriyordu... Kayıtları manuel yapıyorduk... Görmediğim, ama daire başkanının söylemesi üzerine kayda girdiklerimiz vardı.” gibi cevaplar verdi.

Devamındaki bazı sorular üzerine bu defa, “talimatla kayıt yapmadığını” belirtti. Önceki cevabı hatırlatılınca da, “Hatırlamıyorum” dedi.

A.G., yine sorular üzerine, “depolara ne kadar mal girip çıktığını tespit imkânı olmadığını” söyledi. Yeni yönetimin bu sistemi değiştirip değiştirmediği sorusuna ise “genel sayım yapıldı” karşılığını vermekle yetindi.

A.G.’nin sorgusunda; Vakıflar Genel Müdürlüğü müfettişlerine yazılı ifade verip vermediği de gündeme........

© 12punto