PKK Yasası 15 Ağustos’a mı yetiştirilecek?!
İmralı’daki teröristbaşı, Kandil ve DEM’lilerden sonra teklifi imzalayan ve destekleyenlerin de “ilk adım” saydığı 12 maddelik PKK yasası önceki gün TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edildi. Bugünden itibaren de Genel Kurul’da görüşülecek.
Tüm hukukçular, bunun Anayasa’ya, kanunlara aykırı ve çelişkilerle dolu olduğunu söylüyor. Bu haliyle de İmralı’daki teröristbaşı tarafından hazırlanıp hazırlanmadığı merak ediliyor.
“İlk adım sayılıyor” dedik; çünkü terör örgütü cephesi, bu yasayla ilk kez “Kürt kimliğinin” hukuki anlamda tanındığını, teröristbaşının Kürtlerin “lideri ve baş müzakerecisi” olarak kabul edildiğini, Ekim’den itibaren arkasının geleceğini anlatıyor. Arkadan gelecekler ne, belli; yerel yönetimlere özerklik, ana dilde eğitim, eşit vatandaşlık.
“Türkiye modeli” olarak adlandırılan süreçle; “demokratik cumhuriyetin” temellerinin atıldığı, yepyeni bir Türk-Kürt kardeşliğinin kurulacağı da anlatılıyor.
PKK’lı teröristlere “düz ovada” siyaset yapma imkânı sağlayan yasaya gelince; bunun “müellif mimarını” ve neyle karşı karşıya kaldığımızı anlamak için şu teknik detayları aktaralım:
- İktidarın “çerçeve”, PKK cenahının “kök” dediği yasanın adı; “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”.
- Teröristlerin silah bıraktığını teyit ve tespit için iki kurul oluşturulacak. Birisi Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığındaki “Değerlendirme ve Koordinasyon Kurulu”, diğeri TBMM bünyesinde kanunla kurulacak, ama Meclis İç Tüzüğüne tabi olmayacak 17 üyeli İzleme Kurulu.
- TBMM’de yasadışı kurulan “PKK Komisyonu”nun üyeleri başta olmak üzere, çıkacak bu yasa kapsamında verilen görevleri yerine getirenler dokunulmazlık zırhına kavuşacak.
Bu yasa teklifinin bir de “genel gerekçe” bölümü var ki, “yasadan daha önemli” desek yeridir. Çünkü şöyle ifadeler yer alıyor:
- “Devletin demokratik hukuk devleti niteliğini daha da güçlendirecek bir vizyon”...
- “Ortak vatandaşlık bilinci”...
- “Silahlı yapılanmaların ortadan kaldırılması ve demokratik siyasetin alanının güçlendirilmesi”...
- “Sürecin dinamik yapısı dikkate alındığında, uygulama sırasında ortaya çıkabilecek ihtiyaçlar, elde edilecek tecrübeler ve değişen şartlar ile gereklilikler doğrultusunda, sürecin hedefine uygun şekilde ilerlemesini sağlamak amacıyla ilgili mevzuatta ilave değişiklikler yapılması veya yeni kanuni düzenlemelerin ihdas edilmesi”...
- “Yalnızca ülkemizde değil, ülkemizin de içinde bulunduğu tüm coğrafyada barış ve kardeşliğin yeniden oluşturulması”...
Hafızamızı mı Kaybettik?
Birileri enikonu hafızamızı kaybettiğimizi sanıyor olmalı ki, bunları yeniymiş gibi önümüze koyuyor.
O halde, bize de birinci açılım sürecinde “İmralı Notları” adı altında kayda geçmiş olanları hatırlatmak düşüyor.
Teröristbaşının 3 Ocak 2013’te İmralı’ya giden heyete şu söyledikleriyle başlayalım:
- “Kürt halkının varlığı henüz devlet tarafından kabul edilmemiş. Varlığının kabul edilmesi gerekir. CHP komisyona katı¬lınca bunu değerlendireceğiz. Sadece dilinin değil beyninin, gövdesinin, yani varlığının kabul edilmesi gerekir. Kürt realitesi parlamento tarafından kabul edilmeden nasıl anayasa........
