Türk lirasına böyle mi itibar kazandırıyorsunuz?
Geçtiğimiz perşembe günü Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, yılın üçüncü Enflasyon Raporunu açıkladı. Yıllık enflasyon hedefini yüzde 24’te tuttu ama gerçekleşecek enflasyonun yüzde 28 olacağını tahmin ettiklerini açıkladı. Biraz tuhaf bir durum ama yıllardır Merkez Bankası’nın enflasyon hedeflerini tutturamadığına tanık olduğumuz için artık bu absürtlüğü kanıksadık.
Benim için toplantının en önemli sorusu ekonomist İris Cibre’den geldi. Cibre, yerli ve yabancı yatırımcıların TL’de tuttuğu kısa vadeli paranın yüksek faiz ortamında 132 milyar dolara ulaştığını hatırlattı ve sordu:
“Yeni bir savaş ya da bir kara kuğu yaşanması durumunda, bu kaynakların çıkışa yönelmesi halinde Merkez Bankası’nın buna karşı bir hazırlığı var mı? Bu 132 milyar dolarlık seviyeyi Merkez Bankası açısından bir bağımlılık olarak değerlendiriyor musunuz?”
Soru açık: 132 milyar dolarlık kısa vadeli TL varlığı bir kriz anında dövize yönelirse Merkez Bankası ne yapacak?
Fatih Karahan ise sanki başka bir şey sorulmuş gibi yanıtladı:
“Açıkçası bu ülkede yerel paranın payının artmasının risk olarak değerlendirilmesini anlamakta zorlanıyorum.”
Devamında da şunları söyledi:
“Finansal sistemi sağlıklı işleyen, ekonomi politikalarına ve yerel paraya güvenin olduğu, bir ekonomide zaten bu oranın yüksek olması beklenir... Bütün şoklara rağmen, TL payının azalmadığını tam tersine arttığını görüyoruz. Bu da aslında politikalara olan güvenin arttığını gösteriyor. Bunu da bir risk unsuru değil bir başarı unsuru olarak görüyorum.”
İyi de Sayın Başkan, size sorulan soru bu değil ki...Kimse Türk lirasının finansal sistemdeki payının artması iyi midir, kötü müdür diye sormuyor. Bir şok halinde 132 milyar dolarlık kısa vadeli TL varlığı dövize yönelirse ne yapacaksınız?
Türk lirasına güven artmış... Bu da bir başarı unsuruymuş...
Siz dünyanın en yüksek faizlerinden birini verir, Türk lirasını sıcak para açısından dünyanın en cazip yatırım araçlarından biri haline getirirseniz para elbette gelir. Başka ülkelerde elde edemeyeceği getiriyi Türkiye’de elde eden yatırımcı neden gelmesin?
Bunun adı Türk lirasına güven midir?
Sıcak paranın faizini millet ödüyor
19 Temmuz’daki yazımda Merkez Bankası’nın ödemeler dengesi hesaplarından yaptığım bir derlemeyi paylaşmıştım.
2018-2022 döneminde dış dünyaya yapılan faiz ve portföy geliri ödemesi yıllık ortalama 11,1 milyar dolardı.
Mehmet Şimşek’in yeniden göreve geldiği 2023-2025 döneminde ise 19,8 milyar dolara sıçradı. Yaklaşık yüzde 78 artış. 2025’te dışarıya ödediğimiz faiz ve portföy geliri 24,7 milyar dolara dayandı.
Türkiye dış dünyaya yılda ortalama 11 milyar dolar civarında faiz ve portföy geliri aktarırken bunu 24,7 milyar dolara........
