Gazetecilik dersi veren haber
Silivri’de hapiste olan Enver Aysever, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in de konuya dahil olması üzerine avukatı Mikayil Dilbaz aracılığıyla bir açıklama yaptı:
“Müvekkilim; içeride Sayın Ekrem İmamoğlu hakkında ‘Ben hırsızın elini sıkmam’ ifadesini kullandığını, ziyaret sırasında ise Sayın Özgür Özel’e hitaben ‘Hırsızları savunmak adına partinin tek gündemini bu konuyla meşgul ederseniz, Sayın Genel Başkan, korkarım ki yer değiştireceğiz’ sözlerini açıkça ve yüz yüze söylediğini tarafıma net biçimde beyan etmiştir. Bugün kürsüden bu beyanların inkâr edilmesi, bir kişi tartışması değil; siyasette doğruluk, tanıklık ve etik sorunudur.”
Bu açıklamayla Enver Aysever, Özgür Özel’in Çekmeköy mitingindeki “İçeriye girmiş gazeteci kardeşim. ‘Geçmiş olsun’ dedim, ziyaret ettim. (Mahmut Övür’ü kastederek) Bir karış yalan yazdı. Bir kelimesi doğru değil” sözlerini yalanlamış oldu.
Aysever, daha önce yine avukatı aracılığıyla, cezaevinden çıktıktan sonra açıklama yapacağını duyurmuştu, ama anlaşılan Özgür Özel’in konuşmasından sonra fikir değiştirdi. Keşke bu açıklamayı Mahmut Övür’ün “Silivri’de Aysever-İmamoğlu kavgası” yazısının çıktığı 15 Aralık 2025’ten hemen sonra yapsaydı; üzerinde bu kadar spekülasyon doğmasını engellemiş olurdu.
Yaşananların öbür muhatabı Ekrem İmamoğlu’ndan hâlâ ses çıkmaması manidar. Olayın asıl muhatabı olmayan kişilere dayanarak, “Yalan çıktı” haberi yapmak da gerçeğe götürmedi bizi.
Sonuç olarak, Mahmut Övür’ün haberinin kaynağından doğrulandığını kabul etmek gerek. Ancak eleştirimi de tekrarlayacağım. Övür’ün ilk yapması gereken, haberi yayımlamadan önce kaynağından doğrulamaktı. Haberi bu açıdan eksikti; onu da şimdi Enver Aysever giderdi.
Bu haberin serüveninden gazetecilik adına çıkarılacak dersler de bunlar. Aysever’in sırf sözleri nedeniyle 11 Aralık’tan beri hapsedilmesinin haksızlık olduğunu bir kez daha belirteyim.
Mehmet Üstündağ, uyuşturucu soruşturmasında şüpheli olan üçüncü magazin yazarı. Üstündağ da bu soruşturmada tutuklanan Cihan Şensözlü gibi Hürriyet’in Kelebek ekinde yazıyordu.
Hürriyet, Cihan Şensözlü’nün tutuklanmasında yaptığı gibi Mehmet Üstündağ’ın gözaltına alınmasını ve sonra adli kontrol koşuluyla serbest bırakılmasını da okurlarından gizledi. “4 şüpheliye gözaltı” ve “Uyuşturucu ve fuhuş soruşturmasında 4 kişi adliyede” haberlerinde Mehmet Üstündağ’ın adını gözaltına alınanlar arasında sıraladı. Yine kendi yazarı olduğunu belirtmedi, sadece “magazin yazarı” deyip geçiştirdi.
Sabah gazetesi de Günaydın eki yazarı Mert Vidinli hakkında yakalama kararı verilmesini satır arasına saklamış, kendi yazarları olduğunu da belirtmemişti haberlerinde.
Nafile çaba bunlar. Kiri halının altına süpürüp gizlemeye çalışmak yerine magazin yazarlarının uyuşturucu ve fuhuş soruşturmalarına karışmasını sorgulasalar daha yararlı olur.
Gazetecilikten gelmeyen Cihan Şensözlü ya da Mert Vidinli gibi isimler, kurdukları ilişki ağları sayesinde gazetelere sızıyorlar. Gazetecilik başlıca geçim kaynakları da değil, magazin âleminde farklı işleri var; “magazin yazarlığı”nı, o işleri için araç olarak kullanıyorlar.
Endişelendiren tarafı, onların bu pozisyonlarını, gazeteciliği çıkar ve güç aracı yaptıklarını o gazeteleri yönetenlerin de bilmesi ve ona rağmen alan açmaları bu isimlere.
Uyuşturucu operasyonları, sadece gözaltına alınan, tutuklanan isimleri değil, tüm gazetecileri, hatta gazetecilik mesleğini........
