menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Volga Volga....

15 0
12.04.2026

Bir önceki yazıda İran savaşı ve turizme etkilerinden bahsetmiş, özellikle Türkiye dış turizminde İran, İsrail, Lübnan ve Körfez ülkelerinden boşalan yerleri alternatif pek çok destinasyonla doldurmanın mümkün olduğunu hatta Körfez ülkelerine cruise yolculuklarını iptal eden ya da planları ertelenen gezginler için sıra dışı bir cruise rotası anlatacağımı söylemiştim.

Evet, gelin bu hafta Avrupa’nın en uzun ırmağı İdil’in kıyılarına yolculuk edelim ve Rus nehir kayıkçılarının ezgilerine kulak verelim: Volga Volga!

“Her ülkenin ulusal nehri vardır ve Rusya’nın Volga’sı! O ki Avrupa'nın en uzun nehri ve nehirlerin kraliçesi ve ben majesteleri Volga Nehri’ne boyun eğen bir çok kişiden biriyim..”

Ünlü Fransız yazar ve gezgin Alexandre Dumas, Volga’yı böyle kaleme almıştı. Nasıl ki Volga’yı duyduğunda tıp kı nehrin coşkun suları gibi heyecanlanmayan bir Rus yoksa hiçbir gezgin de o zarif gemileri ve süzülerek onlara eşlik eden fildişi martılarını hayal etmeden edemez.

Nehir gemisiyle Volga boyunca yapılan bu yolculuk, sadece coğrafi bir rota değil, aynı zamanda Rusya’nın kültürel belleği içinde ilerleyen katmanlı bir keşif. Volga hattı, kuzeyin geniş sularını takip ederek şehirleri, manastırları, küçük liman köylerini ve ormanlarla çevrili durakları birbirine bağlayan bir tarih koridoru gibi çalışıyor. Bu hat üzerinde ilerlerken, su yollarının Rus yerleşim düzenini nasıl biçimlendirdiğini, ticaretin ve inancın yüzyıllar boyunca kıyılarda nasıl bir iz bıraktığını görüryorsunuz. Nehir gemisinin yavaş temposu, kara yoluyla yapılacak bir geziden çok farklı olarak, peyzajın, yerel mimarinin ve ritüellerin zamana yayılmış bir şekilde algılanmasına izin veriyor.

KORKUNÇ İVAN’IN İZİNDE UGLİÇ:

Ugliç, Volga yolculuğunun en dokunaklı duraklarından biridir. Küçük boyutuna rağmen tarihi ağırlığı çok güçlü. Kiliseleri, nehir kıyısına bakan kremlin alanı ve geçmişteki hanedan mücadelelerine dair izleriyle dikkat çekiyor. Korkunç Ivan’ın oğlu Dimitri’nin 9 yaşında iken öldüğü yerde yapılmış olan Dimitri Kan Kilisesi bunlardan en dokunaklısı elbette.

Dimitri Kan Kilisesi, Rusya’nın Volga kıyısındaki Ugliç kentinde yer alan ve Rus tarihinin en tartışmalı olaylarından birine adanmış sembolik bir anıt-kilise. Kilise, Dmitri Ivanovich’in 1591 yılında burada henüz 8–9 yaşındayken esrarengiz şekilde ölmesinin ardından, onun anısına inşa edilmiş. Dmitri, IV. İvan ya da yaygın adıyla Korkunç İvan’ın en küçük oğluydu ve ölümü, Rus tahtının geleceğini etkileyen derin bir siyasi krizin başlangıcı sayılır.

Kilise, Dmitri’nin öldüğü yer olarak kabul edilen noktaya 17. yüzyılın sonunda (1690’lar) inşa edildi. Yapı, kırmızı tuğla duvarları, mavi soğan kubbeleri ve beyaz taş süslemeleriyle Rus mimarisinin geç dönem geleneksel tarzını yansıtıyor. Volga Nehri kıyısında konumlanan kilise, hem görsel açıdan dikkat çekici hem de tarihî bir ağırlığa sahip. Ugliç’in en çok ziyaret edilen simgelerinden biri. Kilise, yalnızca bir anıt yapı değil, aynı zamanda bir müze işlevi görüyor. İç mekânda Dmitri’nin yaşamı, ölümü ve dönemin siyasi atmosferine ilişkin ikonlar, freskler ve belgeler sergileniyor. Duvar resimlerinde Dmitri’nin son anları ve halkın onu azizleştiren anlatıları betimleniyor. Bu tasvirler, Rus Ortodoks geleneğinde çocuk aziz figürünün nasıl şekillendiğini de gösteriyor.

Ugliç’te dolaşırken kubbelerin renkleri,........

© 12punto