menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gıda emperyalizmine karşı mikro mücadele: Bir konferans ve bir Türk kahraman

27 0
12.09.2026

9-12 Eylül 2026 tarihlerinde Lizbon'dayız. Uluslararası Politik Ekonomi Araştırma İnisiyatifi (IIPPE)’nin Lizbon’da gerçekleştirdiği 2026 Yıllık Bilimsel Konferansı’nda, "Health and Healthcare 1: Social inequities, health and political economy: public health for who?" başlıklı oturum kapsamında bir bildiri sunacağım. 

Bildiri içeriği bu köşede yazdıklarımla uyumlu olduğu için metnin bir bölümünü Türkçe'de yeniden yazıp yayımlamamın yararlı olacağı kanısındayım. 

Ama önce ilham kaynağım Türk Kahraman'dan bahsedeceğim: Tarhana Osman

"EĞER BİR ULUSUN BESLENME POLİTİKALARINI KONTROL EDERSENİZ, O ULUSUN KENDİSİNİ YÖNETİRSİNİZ."

Yirminci yüzyılın ortalarında Türkiye’nin tarımsal bağımsızlığını ve halk sağlığını savunmak uğruna emperyalist gıda politikalarına ve Amerikan tarımsal artıklarının ülkeye boca edilmesine karşı tek başına sisteme meydan okuyan bir askeri veteriner, biyokimyacı ve aydın vardı: Dr. Osman Nuri Koçtürk, halkın ve emekçilerin hafızasındaki adıyla "Tarhana Osman". Endüstriyel margarinlere, sentetik buğdaylara ve kimyasal katkılı ithal ikamelere karşı, yerli ve kültürel kökleri olan fermente yoğurt-tahıl çorbası tarhanayı bilimsel bir egemenlik kalkanı olarak savunan Koçtürk; gıda emperyalizminin toplumları nasıl sinsi bir yöntemle köleleştirdiğini onlarca yıl önce kanıtlamıştı.

NEOLİBERAL GIDA REJİMİNE KARŞI BİR MİKRO-MÜCADELE: ŞEKER TÜKETİMİNİN DÜZENLENMESİ, KAPİTALİST TARIM VE BİG PHARMA SARMALI

1. Giriş ve Kapitalist Tarımda Gıda Sektörünün Yapısal Konumu

Kapitalist gıda rejimi, yalnızca insanlığın beslenme ihtiyaçlarını karşılayan masum bir üretim alanı değildir; aksine, sermaye birikimi için tasarlanmış endüstriyel bir küresel tedarik zinciri mekanizmasıdır. Bu rejim içinde tarım-sanayi kompleksi, tarımsal üretimi küresel değer zincirlerinin acımasız kâr mantığına tabi kılar. Toprak, emek ve biyolojik yaşam; azami artı değer elde etmek amacıyla amansızca metalaştırılır. Bu durum, geleneksel tarımı yerelleşmiş bir toplumsal yeniden üretim aracı olmaktan çıkarıp, ulusötesi sermayenin denetimindeki kurumsal bir varlığa dönüştürür.

Bu sistemik bütünlük içerisinde gıda sektörü—özellikle de rafine şekerler ve kimyasal katkı maddelerine bağımlı ultra işlenmiş gıdaların seri üretimi—kapitalist kârlılığın kurucu sütunlarından biridir. Şekerin politik ekonomisi bu noktada belirleyici bir rol oynar: Rafine........

© 12punto