menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Haydi, daha denize hakim olacağız!

16 0
02.06.2026

Türkiye yine kendisiyle meşgul.“Butlan” tartışması, hukuki bir kavram olmaktan çıkmış, siyasetin en sert silahlarından biri hâline gelmiş durumda. Kim meşru, kim yok hükmünde, kim sistemin içinde, kim dışında… Kavramlar üzerinden yürüyen bu mücadele, aslında güç mücadelesinin daha rafine bir biçimi.

Malum, bunlar benim uzmanlık alanım değil. Ancak bu tartışmanın bir ağırlığı olduğu kadar tehlikeli bir yanı da var: Devletin dikkatini hayati olandan koparıp tali olanın içine hapsetmek.

Çünkü bazı başlıklar vardır; gündemde yer bulmaz ama belirleyicidir. Gürültü üretmez ama sonuç üretir. Görünmezdir ama yıkıcıdır. Ve zaman kaybına tahammülü yoktur. Hemendir, acildir… 

Bugün o başlık DENİZ’dir...Ve Türkiye bu başlık üzerinde yeterince durmamakta, zaman kaybetmeye devam etmekte.

“DENİZE HÂKİM OLAN, CİHANA HÂKİM OLUR” sözü bir nostalji değil, bugünün en çıplak gerçeğidir. Sorun şu ki, bu cümleyi hâlâ 20. yüzyılın zihniyetiyle okuyan bir anlayış var. Gemi sayısı, donanma tonajı, bayrak gösterme refleksi…

Oysa mesele kökten değişti. Deniz hâkimiyeti artık yüzey meselesi değil. Çünkü mesele yalnızca sınır çizgileri değil; o sınırların altından geçen sistemdir. Deniz yüzeyinde çizilen her hat, aslında denizin altında kimin söz sahibi olacağını da belirler.Deniz hâkimiyeti, suyollarını kontrol etmektir. Suyolları ise artık sadece ticaret rotaları değildir. Fiber optik kablolar, enerji nakil hatları… Ve bu hatların hepsi ayrı birer sistemdir.

Bugün bir ülkeyi çökertmek için başkentine girmeye gerek yok. O ülkenin deniz altı kablosuna dokunmanız yeterli. İnternet kesilir, finans........

© 12punto