Kurumsal Kahramanlık Bitiyor mu?
Hayatımızın her döneminde sevdiğimiz, takip ettiğimiz, peşine takıldığımız kahramanlarımız var.
Bu bazen bir öykü kahramanı, bazen bir şair, bazen bir yönetmen.
Sınıf öğretmenimiz ya da arkadaş grubumuzdaki bize göre daha cesur veya daha kararlı biri.
Ne dedikleri, hangi değerlere sahip oldukları, nasıl davrandıkları, zor zamanlarda nasıl tepki verdikleri ve yaptıkları iyi işler bizi etkiledi.
İster televizyon yayıncısı, ister sanatçı, ister komedyen, ister iş insanı…
Hangi yaşta, hangi ülkede ya da hangi kıtada olursak olalım takip ettiğimiz sporcu idollerimiz de var.
Basketboldan tenise, futboldan voleybola, atletizmden yüzmeye kadar…
Onlar başardıkça biz de sevindik. Sayı aldıkça, kupa kaldırdıkça, madalya kazandıkça sanki biz kazanmış gibi gururlandık.
İş dünyasına girmeden önce de girdikten sonra da yaptıklarıyla bizi etkileyen, ilham veren iş insanlarını takip etmeye başladık.
Bizim kurumsal kahramanlarımız da vardı
İş hayatının içinde olmak ve bir etki yaratabileceğimizi görmek heyecan vericiydi.
İşe girmek, üretmek, etki yaratmak benim hayallerimdendi.
Hala da değişmedi.
Üretmeyen, çalışmayan, düşünmeyen ve bunu iyi etki bir etki ve bir fayda yaratmak için kullanmak istemeyen insanları anlamam.
Bizim kurumsal kahramanlarımız da vardı.
Adını ezbere bildiğimiz, takip ettiğimiz, “Lider böyle olur.” dediğimiz insanlar…
Yurt içinde ve yurt dışında işini büyüten, çalışan ve paydaş memnuniyetini uzun vadede sağlayan, iyi iletişim kuran liderler bizim için çok özeldi.
Ülkesinde başarılı olduktan sonra daha zor görevler üstlenip globalde söz........
