menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Pazarın futbol öyküleri için tribüne buyrun

17 0
28.06.2026

Bu pazarın öyküleri doğal olarak futbolla ilgili. İlki benden, yanıtlayan öykü Gültekin Emre’den. 

Umarım yakında yayımlanır da hepsini topluca okursunuz.

BİZİM TAKIM

Takımda epeydir, orta saha sıkıntısı çekiliyordu. Var dediklerimiz de ne hücuma çıkabilecek yetenekteydi ne de defansa yardım edecek durumdaydı. İleri uçta, sol kanat epeydir işlemiyordu. 

Sakatlıklar veya takımdaki rekabet eksikliği nedeniyle etkisizdi. Atak üretemiyor, şut atamıyor, santrfora asist yapamıyordu. Sağ kanatta ise aşırı bir yığılma vardı. Orda da kim oynasa, rakip takıma topu kaptırıyor veya defansımıza koşup tehlikeli atakları önlemeye çalışırken kendi kalesine gol atıyordu. 

Geri 4’lü 6’lı olmuştu, gerçekten geriydiler. Çoğu veterandı ve güçsüzdü. 

Her anlamda iyi beslenemiyorlardı. Oyuna sonradan giren yabancılar ise sadece kendi kariyerleri için çabalıyor, çalım üstüne çalım ya da kendini yere atıp faul kazanma dışında iş yapamıyor, sonra da yerlileri beceriksizlikle suçluyorlardı. 

Yabancı oyuncuların aldıkları büyük paralara bakınca, değirmenin suyunun nerden geldiği anlaşılmıyordu. 

Takım aslında borç batağındaydı. Oyuncular maaşlarını aldılarsa kendilerini şanslı hissediyordu. 

Bazıları şike yaparak veya bahis oynayarak ek gelir sağlamaya çalışıyordu.

Santrafor ceza sahasında geziniyor, sık sık kendisini yere atıyor, penaltı almaya çalışıyordu.

6-0-3 gibi, dünya futbol literatüründe olmayan bir taktikle sahaya çıkılıyordu.

Bir kişi baştan eksiktik.

Onurlu şekilde bile yenilemiyorduk. Takımın en büyük zaferi, kurulurken kazandığı Avrupa kupasıydı.

Tabii o zaman takımda Messi gibi bir oyuncumuz vardı. Ve tüm takım ona çalışıyordu.

Şimdi ise takım takımlıktan çıkmıştı.

Teknik direktör, “Elimizden bir şey gelmiyor fazla. Malzeme bu işte”, diyordu.

Yorumcular altyapıya önem verilmesi, gençlerin takıma kazandırılması, kuruluş ruhunun hatırlanması ve içselleştirilmesi gerektiğine inanıyorlardı.

Gençlerse kapağı yabancı bir takıma atıp, bir an önce para kazanmak, bu takımdan kurtulmak peşindeydi.........

© 10 Haber