Etliye sütlüye karışmazken, bir de başımıza yapay zeka çıktı!
Bir yiğit yapay zekayla baş etmeye kalksa gör başına neler gelir…
80 milyon kişinin izlediği bir oyunda, makineye yenilir.
Hem de sanat kabul edilen bir oyunda.
Yaratıcılığın, stratejinin baş tacı olduğu bir oyunda.
Oyunun adı Go. Başta Kore’de, sonra Çin ve Japonya’da masa başı oyunların şahı, küçük yaştan itibaren öğretilen bu oyun, tarihi bir dönüşüme tanıklık etmemizi sağladı.
Ne zaman? Bundan on yıl kadar önce…
Google Deepmind’in başlarda bir araştırmayla başlattığı AlphaGo projesi, öğrenmesi ve ustalaşması yıllar alan Go oyunu rallisinde, en yüksek 9. Dan seviyesine gelmiş, 18 yıl boyunca dünya şampiyonu olan Se-dol Lee’li yendi. 5 oyunda 4 kez kazanarak hem de. Bu, satrançta Kasparov’un bilgisayara yenilmesinden daha büyük anlam taşıyordu. Çünkü, satranca göre oyun kurma ve sürdürme ihtimallerinin satrancın en az on katı olduğu bir oyundan, arkasında farklı mesleklerden insanların makineye yıllarca verdiği eğitimden, algoritmalardan söz ediyoruz.
Youtube’deki ödüllü Alphago belgeseli aklıma geldi son günlerdeki yapay zeka gündemi nedeniyle.
Yapay zeka, bir şampiyonu 5-1 yenerken, duygular da altüst olmaz mı? Hem de nasıl.
Se-Dol Lee’nin tek bir oyun alması bile insanların büyük sevinciyle karşılanıyor. Ama şampiyona kaçınılmaz yenilgiyi tattıranların arkasında da yine........
