“Bir sabah baktım ki böcek olmuşum…”
Ortalık toz duman. Buna da alıştık aslında. Kaşarlı tost toplumu olduk.
Daha bir konuya yeterince ilgi, duyarlılık gösteremeden, enine boyuna tartışamadan başka bir konu gündeme oturuyor.
On gün önce gündeme fırtına gibi yerleşen bir konudan eser kalmıyor. Yazıyorsunuz, herkes görüyor, okuyor. İlgililere çağrıda bulunuyorsunuz, bunlar dernek vb. gibi STK mesela. Ses yok. Ölü taklidi yapılıyor.
Reklamdaki gibi kirden, lekeden eser kalmıyor.
Bireyler sosyal mecrada paylaşım yaparak işini, görevini yapıyor. Özlü sözlerle bu paylaşımlar yayılıyor.
“Like” alınıyor. Hooop sonra yine sessizlik, yine esmer günler devam. Savaşmış, bombalamaymış, parti davasıymış, butlanmış, bahis skandalıymış, enflasyonmuş, okul saldırısıymış, kadın cinayetiymiş, uyuşturucu operasyonuymuş falan derken kaşarlı olma hali büyüyor, çift kaşara dönüşüyor. Ustaaa, sucuk da olsun diyoruz hatta.
Herkes her çeşit görüşü derin bir kuyuya bağırıyor, savuruyor. Bir şey değişiyor mu? Hayır. Kaşar olmak hali sürüyor.
Küntleşiyoruz. Bohemyalı, dünyaca ünlü yazar Kafka’nın (1993-1924) Dönüşüm adlı romanı şöyle başlar:
“Gregor Samsa bir sabah huzursuz düşlerinden uyandığında kendini yatağında kocaman bir böceğe dönüşmüş buldu. Panzer gibi sert sırtının üstünde yatıyordu ve başını biraz kaldırdığında,........© 10 Haber
