Türkiye 2036: Karanlığı Yarmanın Dört Yolu
Türkiye’nin geleceği üzerine konuşurken iki aşırı uç arasında gidip geliyoruz. Bir tarafta coğrafyamızın, tarihimizin, savunma sanayimizin ve girişimci insanımızın bizi kaçınılmaz biçimde büyük güç yapacağına inananlar var. Diğer tarafta ise ekonomiden siyasete her gelişmeyi yaklaşan bir çöküşün habercisi olarak görenler.
Ben ikisine de katılmıyorum.
Diplomaside, uluslararası enerji piyasalarında ve yatırım dünyasında geçirdiğim yıllar bana bir şeyi öğretti: Ülkelerin kaderini yalnızca sahip oldukları kaynaklar değil, kriz anlarında verdikleri kararlar ve kurumlarının kalitesi belirliyor.
Bugün Türkiye’nin çevresine baktığımda iyimserliği zorlayan bir manzara görüyorum. Kuzeyimizde Rusya-Ukrayna savaşı, güneyimizde Suriye ve Irak’ın kırılganlığı, doğumuzda İran merkezli gerilimler, batımızda güvenlik kaygıları giderek ağır basan bir Avrupa. Hürmüz’den Karadeniz’e uzanan enerji ve ticaret yolları belirsizlik altında.
İçeride ise hayat pahalılığı, gelir dağılımındaki bozulma, kurumlara duyulan güven ve gençlerin gelecek endişesi önümüzde duruyor.
Ama karamsarlık da bir strateji değil.
Asıl sorumuz şu olmalı: 2036’da nasıl bir Türkiye’de yaşamak istiyoruz ve o ülkenin temellerini bugün nasıl atacağız?
Bu soru yalnızca siyasetçileri ilgilendirmiyor. Bir sanayici yeni fabrikasını, bir yatırım fonu sermayesini, bir bilim insanı kariyerini nereye taşıyacağına karar verirken ülkenin hukukuna, istikrarına ve gelecek vaat edip etmediğine bakıyor.
Senaryo çalışmasının amacı geleceği bilmek değil; farklı tercihlerimizin bedelini bugünden görebilmek.
Ben Türkiye’nin önünde dört ayrı yol görüyorum.
Önce büyük siyasi eşik
Önümüzdeki on yılın en önemli sınavlarından biri Erdoğan sonrası siyasi düzenin nasıl şekilleneceği olacak.
Recep Tayyip Erdoğan, yirmi yılı aşkın iktidarı boyunca yalnızca hükümet politikalarını değil, devletin işleyişini, parti sistemini ve dış politikanın dilini de derinden etkiledi.
Dolayısıyla mesele yalnızca kimin cumhurbaşkanı olacağı değil.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi korunacak mı? Parlamento ve yargının konumu yeniden mi tanımlanacak? İktidar ittifakı nasıl şekillenecek? CHP ve diğer muhalefet partileri farklı toplum kesimlerine nasıl ulaşacak?
Kürt meselesinde güvenlik, siyasi temsil, yerel yönetimler ve ortak vatandaşlık alanlarında izlenecek politikalar da yeni siyasi denklemin önemli unsurları olacak.
Burada benim önemsediğim mesele kişilerden önce kurallar.
Seçim sonuçlarının kabul gördüğü, kurumların tarafsızlığını koruduğu, iktidar değiştiğinde devletin sarsılmadığı bir düzen.
Çünkü........
