menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Taşın Hafızasını Korumak, Geleceğe Taşımak

47 0
wednesday

Bir an durup etrafımıza bakalım.

Gökyüzünü delen ama ruhumuza dokunmayan gökdelenlere, birbirinin aynı toplu konutlara, betonla boğulmuş villalara, kimliksiz kamu binalarına…

Sonra birkaç yüzyıl geriye gidelim.

Doğayla kavga etmeyen; iklime, toprağa ve insana uyum sağlayan yapılara bakalım. Taşın, ahşabın, ışığın, gölgenin ve insan emeğinin birlikte konuştuğu evlere, köprülere, camilere, kiliselere, hanlara…

İnsan ister istemez soruyor:

Teknoloji ilerledikçe mimaride neden bu kadar geriledik?

Taş Sadece Taş Değildir

Taş sıradan bir yapı malzemesi değildir.

Bir coğrafyanın hafızasıdır.

Mısır piramitlerinden Roma tapınaklarına, gotik katedrallerden Hindistan’ın mabetlerine kadar insanlığın en kalıcı eserlerinin önemli bölümü taşla yapılmıştır.

İtalya, Fransa, İspanya, Yunanistan ve Portekiz’in birçok bölgesinde taş mimarisi hâlâ yaşayan bir kültürdür. Provence köylerinde, Toskana çiftliklerinde, Puglia’nın taş evlerinde veya Yunan adalarında gelenek ile modern hayat yan yana yürüyebiliyor.

Türkiye’nin mirası ise çok daha katmanlı.

Anadolu’da taşın tek bir dili yok.

Hitit var, Roma var, Bizans var, Ermeni ve Süryani taş işçiliği var, Selçuklu var, Osmanlı var, Rum sivil mimarisi var.

Bunları birbirinden koparmak yerine aynı büyük Anadolu hafızasının parçaları olarak görmek gerekiyor.

Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, Selçuklu taş işçiliğinin nereye ulaşabildiğini gösteriyor.

Ahlat başka bir okul.

Mardin ise adeta taştan yapılmış yaşayan bir şehir.

Diyarbakır’ın bazaltı, Şanlıurfa’nın kesme taşı, Midyat’ın konakları, Kapadokya’nın kayaya oyulmuş yapıları, Safranbolu’nun taş-ahşap evleri…

Ege’de ise Ayvalık, Alaçatı, Çeşme, Urla ve Karaburun’un taş evleri başka bir mimari hafıza taşıyor.

Asıl Hazine Evlerdir

Bence taş mimarisinin en kıymetli tarafı yalnız saraylar, camiler ve anıtlar değildir.

İnsanların........

© 10 Haber