erkek gibi erkek, kadın gibi kadın var mı?
Son yıllarda dünyanın neresine gidersem gideyim aynı serzenişleri duyuyorum. Londra’da bir iş yemeğinde, Dubai’de bir konferansta, Paris’te dostlarla sohbet ederken ya da Urla’da bir kahve masasında konuşulanlar birbirine şaşırtıcı derecede benziyor.
Kadınlar, “Artık erkek gibi erkek kalmadı” diyor. Cesur değil, sorumluluk almıyor, risk üstlenmiyor, zor zamanda öne çıkmıyor diye yakınıyorlar.
Erkekler ise, “Artık kadın gibi kadın kalmadı” diyor. Sadakatin azaldığını, ilişkilerin emek yerine hesap üzerine kurulduğunu, kimsenin uzun vadeli bağlar oluşturmak istemediğini düşünüyorlar.
Peki gerçekten sorun kadınlarda mı, erkeklerde mi?
Değişen Kadın mı, Erkek mi; Yoksa Hayatın Kendisi mi?
Bana göre değişen kadın veya erkek değil; içinde yaşadığımız hayatın kurallarıdır.
Geçmişte insanlar aynı şehirde yaşar, aynı çevrede çalışır, sosyal ilişkilerini dar bir topluluk içinde kurardı. Alternatifler sınırlıydı ve toplum bireyi yönlendirirdi. Bugün ise herkesin cebinde bütün dünya var. Sosyal medya sayesinde binlerce seçenek birkaç saniye uzağımızda duruyor.
Bir ilişki başlamadan daha iyisinin bulunabileceği düşüncesi insanların zihnini sürekli meşgul ediyor.
Eskiden insanlar sahip olduklarını kaybetmekten korkardı.
Bugün ise sahip olabileceklerini kaçırmaktan korkuyor.
İşte modern ilişkilerin en büyük paradoksu budur.
Erkeklik Krizi mi, Sorumluluk Krizi mi?
Kadınların eğitimde, ekonomide ve iş hayatında elde ettiği başarı insanlık adına büyük bir kazanımdır. Ancak bu büyük dönüşüm karşısında bazı erkekler yeni dengelere uyum sağlamakta zorlanıyor.
Sanayi toplumunda erkekten beklenen çalışmak, korumak, kazanmak ve liderlik etmekti. Günümüzde ise bazı erkekler sorumluluğu ertelemeyi, bağlanmamayı ve risk almamayı tercih ediyor.
Bu nedenle yaşadığımız mesele bir erkeklik krizi değil, sorumluluk alma krizidir.
Kadınların Güçlenmesi........
