Aynur Tattersall ve Hayattan Daha Fazlasını İsteme Sanatı
Bazı insanların hayat hikâyesi bir özgeçmişe sığar.
Bazılarınınki ise zamanla bir yaşam felsefesine dönüşür.
Aynur Tattersall bana göre ikinci gruba girenlerden.
Bu yazıyı yalnızca bir başarı hikâyesini anlatmak ya da bir kişiyi övmek için kaleme almıyorum. Asıl amacım, tek bir hayat üzerinden hepimizi ilgilendiren daha büyük bir soruya dikkat çekmek:
İnsan hayatı boyunca kendisini kaç kez yeniden yaratabilir?
Çağımızın en büyük yanılgılarından biri, insanın belli bir yaştan, belli bir kariyer aşamasından ya da belli bir başarı seviyesinden sonra tamamlandığını düşünmesidir.
Bir diploma alınır.
Bir meslek edinilir.
Bir kariyer inşa edilir.
Bir itibar oluşturulur.
Ve farkına varmadan birçok insan hayatının geri kalanını, geçmişte elde ettiği başarıların sınırlarını korumaya çalışarak geçirir.
Oysa dünya yerinde durmuyor.
Teknoloji değişiyor.
İş yapma biçimleri dönüşüyor.
Liderlik anlayışları yeniden yazılıyor.
Toplumlar farklılaşıyor.
Dün başarıya götüren bilgi ve deneyim, yarının dünyasında tek başına yeterli olmayabiliyor.
Bu nedenle günümüzün en değerli becerisinin uzmanlık değil, hayat boyu öğrenci kalabilme yeteneği olduğuna inanıyorum.
Aynur’da beni en çok etkileyen şey de başarılarının çeşitliliğinden çok merakının sürekliliğidir.
Gazeteci oldu.
Seyahat yazarı oldu.
Liderlik koçluğu yaptı.
Belgeseller hazırladı.
Kültürel projelere öncülük etti.
Gastronomi alanında çalıştı.
Son olarak uluslararası zeytinyağı tadım uzmanı unvanını aldı.
İlk bakışta birbirinden uzak gibi görünen bütün bu alanları birbirine bağlayan görünmez bir hat var:
Öğrenme arzusu.
Yeni şeyler keşfetme isteği.
Yeniden başlayabilme cesareti.
Birçok insan zamanla sahip olduğu kimliğin içine yerleşir ve onu korumaya çalışır.
Aynur ise hayatı boyunca güvenli alanın dışına çıkmayı tercih etti.
Bence asıl fark burada yatıyor.
Çünkü önümüzdeki yıllarda başarılı olanlar yalnızca bilgiyi biriktirenler değil, gerektiğinde kendilerini yeniden tanımlayabilenler olacak.
Dünyayı Gezmek Değil, Dünyayı Okumak
Londra’da geçen yıllar Aynur’a yalnızca uluslararası bir gazetecilik kariyeri kazandırmadı.
Aynı zamanda dünyayı farklı katmanlarıyla okuyabilme fırsatı verdi.
Buckingham Sarayı’ndan uluslararası zirvelere, Wimbledon’dan dünya liderleriyle yapılan söyleşilere kadar uzanan geniş bir yelpazede gücün, siyasetin ve etkinin merkezlerine yakından tanıklık etti.
Ancak zamanla önemli bir gerçeği keşfetti.
Dünyayı anlamak için yalnızca güç merkezlerine bakmak yetmez.
Bazen küçük bir aile işletmesi dayanıklılık hakkında büyük şirket raporlarından daha fazla şey anlatır.
Bir çiftçi sürdürülebilirlik konusunda uluslararası konferanslardan daha değerli bilgiler verebilir.
Bir balıkçı risk yönetimini birçok finans uzmanından daha iyi açıklayabilir.
Çünkü hayatın özü çoğu zaman yönetim kurulu odalarında ya da siyasi zirvelerde değil, insanların gündelik yaşamlarında saklıdır.
Bu nedenle onun seyahatleri hiçbir zaman yalnızca bir yerden başka bir yere gitmekten ibaret olmadı.
........