menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tayyip Erdoğan’ın yeniden seçilme şansı üzerine akıl yürütmeler

22 0
12.02.2026

Tayyip Erdoğan, 28 Mayıs 2023’te yapılan Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimini 28 milyon 834 bin 589 oyla kazandı.

Seçimde 53 milyon 339 bin 313 geçerli oy kullanıldı; katılım oranı yüzde 84,15 oldu. Erdoğan’a seçim zaferi getiren fark 2 milyon 329 bin 865 kişiydi. Yani geçerli oyların yüzde 4,36’sı kadardı sadece.

Erdoğan bu ucu ucuna zaferi, karşısında kendi tercih ettiği zayıf aday olan Kemal Kılıçdaroğlu’na, iki hafta önce yapılan ilk tur seçimde Cumhur İttifakı’nın Meclis’te salt çoğunluk elde etmiş olmasına rağmen elde edebildi.

Kabul edelim ki, Erdoğan için artık yüzde 50 üzerinde oy almak çantada keklik değil. Karşısındaki rakip kutuplaşma en az kendisinin yarattığı kemik oy kadar büyük ve seçimin sonucunu da artık yüzde 3’lük, 4’lük birkaç milyon kişiden oluşan “kutuplaşma dışı” diyebileceğimiz kitlelerin oyları belirliyor.

Bu yazı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden seçilme olasılığını mümkün olduğunca objektif bir gözle değerlendirmek için yazılıyor. O yüzden yazıya 2023 rakamlarıyla başladım.

Hemen hemen her seçim sonrasında böyle ama özellikle 2023 seçimi sonrasında Erdoğan’ın bir sonraki seçimi (aday olup olamayacağına ilişkin hukuki tartışmalar bir yana bırakılarak) kazanmak için önünde iki seçenek vardı:

1. Seçimi kutuplaşmanın kazandırdığını düşünerek kendi kutbunu büyütmeye çalışmak;

2. Seçimi kutuplaşma dışı kalmış seçmenin belirlediğini düşünerek makulü oynayıp, kemik seçmeninin zaten yerinde duracağını varsayarak o “yüzer gezer” seçmenin oyunu almak.

Erdoğan aynı anda iki seçeneğe birden yöneldi.

Ama bunu yaparken başarılı olabilmesi için bir temel şart vardı: Ülkeyi iyi yönetmek, ülkede refahın artmasını, dolayısıyla kendi yönetimiyle ilgili memnuniyetsiz insan sayısının azaltılıp memnun olanların sayısının artmasını sağlamak.

Seçimin ardından kabinesini kurar kurmaz buna yöneldi. Ekonominin başına getirdiği Mehmet Şimşek ve Cevdet Yılmaz’dan enflasyonu düşürücü ama ekonomik büyümeden de taviz vermeyen politikalara yönelmelerini istedi, Merkez Bankası’nın faizi arttırma konusunda elini bir ölçüde serbest bıraktı.

2023 son baharında küçük bir grup gazeteci, hükümetin önde gelen bakanlarından biriyle yemek yedik. Bakan o yemekte bize “Şimdi Orta Vadeli Program var” dedi, “Her Bakanlar Kurulu toplantısında OVP hedefleri ortaya konuyor, hangi bakanlığın hedefini ne kadar tutturduğu konuşuluyor.”

Bilmiyorum, bu ilk heves bugün de devam ediyor mu, bakanların OVP hedefleri hala sıkı sıkı takip ediliyor mu ama enflasyon inatçı çıktı, Tayyip Erdoğan’ın o ilk OVP’de koyduğu iki yılın sonunda enflasyonu tek haneye indirme hedefi çoktan hayal oldu, bugün üçüncü yılın içindeyiz ve enflasyon yılın sonunda iyimser ihtimalle yüzde 20’ye inecek, büyük olasılıkla yüzde 24-27 aralığında gerçekleşecek. Tek haneye düşüş 2027’de de gerçekleşmeyecek.

Dolayısıyla şunu biliyoruz: Seçim günü geldiğinde Türk halkı gerçek manada bir refah artışını, hayat kalitesi artışını tatmış olmayacak. Çoğu gözlemciye göre gerçek bir refah artışı yerine Cumhurbaşkanı Erdoğan popülist bir seçim ekonomisine yönelecek, dolar fiyatı aynen 2023 seçimi öncesinde olduğu gibi baskılanarak, gerekirse biriktirilen bütün rezervi kaybetmek göze alınacak ve geçici bir pembe dönem yaşatılacak.

Yani Erdoğan’ın yeniden seçilmesi bıçak sırtında olmaya devam edecek, hatta büyük olasılıkla Erdoğan seçimi kaybedecek.

Bu durumla........

© 10 Haber