Özgür Özel tarihe geçecek bir mücadele örneği veriyor
Özgür Özel tarihe geçecek bir mücadele örneği veriyor
Kusuruma bakmayın, bu yazıda iki tane İngilizce kavram ve sözcük kullanacağım.
Birincisi, özellikle futbolseverler için zaten tanıdık olan ‘fair play’ kavramı.
‘Fair’ kelimesini ‘adil’ diye çevirmek mümkün. Yani ‘fair play’ için ‘adil oyun’ diyebiliriz. Ama bana soracak olursanız, hem İngilizcedeki ‘fair’ kelimesi hem Türkçedeki ‘adil’ kelimesi sözlük anlamlarının ötesinde daha derin anlamlar, ahlaki derinlikler içeren kelimeler.
Türkiye’de siyaset oyununun ‘adil’ oynanmadığı gündelik hayatımızın bir gerçeği.
Bugüne kıyasla son derece ‘adil’ bir oyunla iktidara gelen Tayyip Erdoğan, şimdi iktidarını korumak için adil olmayan, kendisinin bile aslında savunmakta zorlandığı yollara başvuruyor.
Bu yolları savunmak istediğinde de vatandaşın zekâsıyla ve dilimizin bir başka güzel kelimesi olan ferasetiyle bir anlamda alay ediyor. (Feraset, olayların içyüzünü çabucak kavrama, olayları sezme, uzağı görme ve derin bir anlayışa sahip olma durumudur. Genellikle zekâ, tecrübe ve sağgörü birleşimiyle, bir durumun veya insanın dış görünüşüne aldanmadan gerçekleri görebilme yeteneğini ifade eder.)
Bu yazıda kullanacağım ikinci İngilizce kelime ‘irrelevant’ kelimesi.
Türkçede bu kelimeyi tam olarak karşılayacak bir kelime veya kavram bulmakta güçlük çektiğim için İngilizce kullanıyorum, sahiden özür dilerim.
İngilizce bir sıfat olan irrelevant, Türkçede “alakasız”, “ilgisiz” veya “konu dışı” anlamına geliyor. Bir durumun, bilginin veya yorumun ele alınan mevcut konuyla doğrudan bir bağlantısı olmadığını veya o anki şartlar için geçerliliğini yitirdiğini belirtmek için kullanılıyor. Sadece bir durum, bilgi veya yorum da değil; bazen bir zamanlar topluma bir şey ifade eden kurumlar da ansızın “alakasız”, “ilgisiz” hatta “konu dışı” hâle düşebilir.
Örneğin medya…
Türkiye’de medya (sosyaliyle, gelenekseliyle her türlü medya) bana soracak olursanız artık tamamen ‘irrelevant.’
Neden böyle diyorum?
Sebebi basit: Kimse medyayı ciddiye almıyor, bilgisini veya görüşünü medyaya bakarak oluşturmuyor da ondan.
Okuduğumuz veya izlediğimiz her şeyi sorguluyoruz, prensip olarak inanmıyoruz, ancak aklımıza yattıysa benimsiyoruz veya bir kenara not ediyoruz.
Bu bakımdan, “feraset”imize çok iş düşüyor. Hepimiz, kendimizi medya karşısında “külyutmaz” kılmaya çalışıyoruz.
Bu çok vahim bir durum: Bir yanda medya var, bir yanda medyanın kendisini kandırma girişimlerine karşı sürekli savunmada olan koca bir millet.
Bilmiyorum, belki Alper Hasanoğlu bize bu durumu da izah etmeye çalışan bir yazı yazar. Ama konumuz bugün doğrudan medya değil.
Konumuz, ülkemizde siyaset oyununun “fair play”e uygun oynanmaması ve medyanın da “irrelevant” hâle gelmesi karşısında bir siyasetçinin kendine seçtiği siyasi mücadele yolu.
Özgür Özel, CHP’nin genel başkanı olarak 19 Mart 2025’te Ekrem İmamoğlu bir şafak baskınıyla hapse atıldığında, bu yapılanı sıradan bir adli operasyon olarak........
