Köprü ve otoyolları mültezime devretmek: Aynı yanlış kaç kere yapılır?
Köprü ve otoyolları mültezime devretmek: Aynı yanlış kaç kere yapılır?
Biliyorsunuz geçen hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararıyla devlete ait köprü ve otoyollar özelleştirme kapsamına alındı.
O gün bugündür de kalabalık tartışma gündemimizin bir maddesi bu konu.
İstanbul’un iki köprüsü, İstanbul-Ankara ve İstanbul-Edirne, İzmir-Aydın otoyollarının işletme hakkı bu kapsamda 30 yıllığına ihalede en yüksek fiyatı verene devredilecek.
Tayyip Erdoğan iktidarı aynı işletme hakkı devrini daha önce de denemişti ama sonra ya ihaleyi kazananları (Ülker-Koç-Malezya ortaklığı) beğenmediği için ya da fiyatı düşük bulduğu için ihaleyi iptal etmişti. Şimdi aynı şeyi bir daha deneyecek.
Öncelikle şunu söyleyeyim: Burada klasik anlamda bir özelleştirme yok; yapılan geleceğe dönük devlet gelirlerini önceden tahsile çalışmak. Osmanlı bunu vergi toplarken bile yapardı, adı da ‘iltizam’ sistemiydi. Belirli bir kişi, belirli bir bölgenin vergisini toplayacak ‘mültezim’ olarak seçilirdi; bu bölgeden gelecek vergiyi belirli bir iskontoyla peşin olarak devlete verir, halktan da kendisi tahsil ederdi. (Eskiden İngiltere’de toprak lordları böyleydi, halktan vergi toplar, topladıklarının bir bölümünü krala yollar, gerisini ceplerine atarlardı.)
Türkiye, feodalizmin bu yöntemini (iltizam) modernleştirerek oldukça yaygın kullanıyor. Adına ‘Yap-işlet-devret’ ve ‘Kamu-Özel işbirliği’ denen modeller temelde hep iltizam aslında.
Devlet, iltizamı devretmezden önce olası bir gelir hesabı yapıyor; sonra da özel kişinin bu geleceğe dair olası gelirin üzerine biraz pirim eklemesine, yani kâr etmesine izin veriyor.
Aslında böylece bizden topladığı vergilerle devletin vermesi gereken hizmet paralı hale geliyor. O yüzden bu uygulamalar, başarılı veya başarısız olmasının ötesinde son derece tartışmalı uygulamalar.
Devlet mesela müteahhite........
